TÜRK YAZARLAR

Anasayfa

Okuduğumuz kitaplar kategorilerden oluşur. Mesela bunlar tarihi, edebi, felsefi, fantastik ya da biyografik türdür. Bu sıralama uzar da gider. Ancak Hakan Günday, Ziyan adlı yapıtında bu kategori kanunu öyle garip şekilde alt üst etmeyi başardı ki günlerdir kendime gelemeyip acaba sizlere nasıl aktarsam diye düşünüyordum. Çünkü ‘’Ziyan’’ ebemkuşağı derler ya hani işte o derece karmaşa sorumluluğu içerisinden sıyrılmayı başardı.
Cemile, eniştesi Ali Kamil Bey’den, Halide Edip’in Sultanahmet Meydanı’nda yapılacak olan mitingine gitmek için izin isterken böyle söylemişti. İzmir’in işgali tüm aileyi hatta tüm milleti üzmüş, Halide Edip ise Sultanahmet Meydanı’nda “Yedi yüz senenin tarihini ağlayan minareler altında yemin ediniz!” diye halka seslenmişti. Yazarlığını Yeşim Çağla Ural’ın yapmış olduğu, Esir Şehirde Bir Kadın adlı kitabın sayfalarını 10 Nisan 1919 tarihinde açıp, Ocak 1930’da kapatırken bize o yıllar arası gerçekleşen Milli Mücadele’den, işgallerden ve Türk kızı ile Rum erkeğinin imkansız aşkından bahsedecekti. Keriman ve Hristo….
Fernand Braudel, bir kuram olmaksızın tarih yazılabilir mi? Sorusuna bu cevabı vermişti. Yazarlığını Şevket Pamuk’un yapmış olduğu “100 Soruda Osmanlı-Türkiye İktisadi Tarihi 1500-1914” adlı kitap Osmanlı Devleti’nde kullanılan üretim tarzlarına, iktisadi politikalarına, lonca teşkilatlarının işleyişine, Tımar sistemine, Celali isyanları ve daha birçok konuya değinmiştir.
Bir mucize gerçekleşse ve Gazi Mustafa Kemal Paşa Anıtkabir’de dirilip yıllar önce milli kurtuluşu başlatmak için vardığı Samsun topraklarına 19 Mayıs 1999’da yeniden ayak bassa, insanlar ne hisseder, ne gibi bir değişiklik yaşanır ve baştaki sorumsuz liderler kendilerini ne tür bir sorumluluk içinde bulurlardı?
Devletin temeli iyi bir orduya sahip olmaktır. Bu sebeple orduda bulunan ücretli askerler her daim potansiyel sorun niteliğindedir. Bu askerlerin Tanrı’dan korkuları ve insana sadakatleri yoktur. Keza, ücretli asker iyi bir komutansa yönettiği yerde ayaklanma çıkarabilir. Eğer iyi bir asker değilse de siz en baştan mağlup sayılırsınız çünkü hem savaşta kaybedebilme olasılığınız artacaktır hem de paranız boşa gidecektir. Ücretli askerin bir yıkıma yol açtığı en büyük örnek İtalya’dır.
Halide, Mustafa Kemal Paşa’ya duyduğu hissiyatı içinde yaşamış, kimi zaman aldığı ufak notlarda, kimi zaman ona davranışlarında belli etmiştir. Yazdığı Kalp Ağrısı adlı kitabında başka bir tasvir üzerinden anlatıyor hem kendisini hem de Mustafa Kemal Paşa’yı. Halide’nin Mustafa Kemal Atatürk’e duyduğu sevgi, Paşa’nın silah atışı sırasında dudaklarından çıkan şu cümleler ile başlamış, Halide hayata gözlerini yumana kadar devam etmiştir. “Sonu belli olmayan bir savaşın içindeyiz. Kazanmak kadar kaybetmek de var. Silahı nişanlanmayı iyi öğrenin ki kaybedersek ilk kurşunu bana atarsınız, ikinciyi kendinize…”
Sultan Süleyman Zigetvar seferinde hayatını kaybedince başa 2. Selim geçmiş, Josef’i Müslüman olma konusunda sorgulamıştı. Josef Müslüman olursa sadrazam olabilirdi ve Selim, Josef sadrazam olsun istiyordu lakin Josef’in böyle bir düşüncesi yoktu. Selim, başa gelir gelmez Frenk Bey’i Nakşa Adaları Dükü (Ege denizinde) yaptı ve ona Müteferrika demeye başladı. Aynı zamanda Kıbrıs’ı alacağının ve onu da Kıbrıs Kralı yapacağının sözünü de verdi.
 3  ...
YABANCI YAZARLAR