TÜRK YAZARLAR
Sizi Serbest Bırakmayı Muvafık Bularak Tatlik Ettim / Murat Bardakçı

"Muhterem Hanımefendi, sizi serbest bırakmayı muvafık bularak tatlik ettim"

Mustafa Kemal Atatürk, yaklaşık 2.5 yıl süren evliliğini, Latife Hanım'a mektup yollayarak son vermişti.

Latife Hanım ile olan evliliğine Salih Bozok sebep olmuş, Salih Bey, Latife Hanım'ı her daim desteklemişti ancak güzel başlayan bu evlilik hikayesi, iki tarafında baskın olması nedeni ile son bulmuş, Atatürk, Latife Hanım'ı boşamıştı.

Latife Hanım, İngiltere'de eğitim gören, iyi derecede İngilizce ve Fransızca bilen Uşşakizade soyadlı varlıklı bir hanımdı. Atatürk ile tanışması, Atatürk'ün İzmire'e gelişi ile olmuş, kendi evlerine de davet etmişti. Bu davete icabet eden Atatürk ile Latife Hanım arasındaki bağ günden güne büyüyerek evlilik ile taçlandırılmıştı. Lakin, Atatürk'ün yurt gezileri, toplantıları, meşguliyeti Latife Hanım'a fazla gelmiş, kaprisli ve Paşa'nın istediklerini yapmayan bir hanım olmuştu. Bu durum da evliliğin son bulmasına sebebiyet vermişti.

Atatürk'ün boşanma mektubundan sonra Latife Hanım Çankaya Köşkü'nü terketmemiş, annesi ve kız kardeşleri gelerek onu İzmir'e götürmüşlerdi. Ancak Latife Hanım, yanında Atatürk'ün manevi kızları Zehra ve Rukiye'yi de almıştı. Bu durumu öğrenen Atatürk, ağlayarak giden manevi kızlarını geri istemiş, Latife Hanım'da yollamıştı. Boşanmaları sonrası eşyaları paylaştırılmış, Atatürk, Latife Hanım'a neredeyse tüm çeyizini de geri vermişti.

Asıl olaylar, boşanma sonrası cereyan edecek; Atatürk, Latife Hanım'a şüphe ile yaklaşacaktı. Boşanma sonrası Amerika'da dahil pek çok yayın bu konuyu ele alarak Latife Hanım'ın, Atatürk'ü Napolyon'a benzettiği yazacak, bunu araştırmak için giden Mukbil Kemal, bunun bir yalan olduğunu ispatlayarak, bu sözleri Adanalı bir Rum'un yaydığını ortaya koyacaktı.

Latife Hanım, evlilikleri bittiği süreçten itibaren, bazı kesimlerin ilettiği gibi Atatürk'e ne bir hakaret ne bir benzetme ne de bir kötülemede bulunmuştur. Aksine ona olan hayranlığını her daim mektuplarla iletmiş, bu mektupları da Murat Bardakçı kitabında işlemiştir. Örneğin Latife Hanım, boşanma sonrası Atatürk'e şu dizeleri yazarak hem sevgisinden hem de pişmanlığından bahsetmiştir:

"Elemim ve ıstırabım derindir. Bana müsaade et. Çıkayım, bütün cihana şu hakikati söyleyeyim: "Benim mini mini kalbim bir mabettir. Orada bir ışık yanar. Ona Mustafa Kemal aşkı derler. Ben yalnız onunla ve onun için yaşayan bir mahlukum. Benim yolum yalnız onun göstereceği yoldur" diye bağırayım!"

Atatürk'ü bu denli seven bir kadının, Atatürk hakkında "söylediği düşünülen" sözler ya da mektuplar safsatadan ibarettir. Keza Latife Hanım ile boşanma sonrası yalnızca Metin Toker (İsmet İnönü'nün damadı) röportaj yapmış, Latife Hanım, Atatürk hakkında tek kötü söz söylememiştir.

Latife Hanım'ın, Fikriye Hanım'ın ölümüne sebebiyet verdiği bilgisi de kitapta yalanlanmaktadır.Fikriye, Almanya sonrası iki kere Çankaya Köşkü'ne gelerek Latife Hanım ve Atatürk ile görüşmüş, son görüşmeden 10 ay sonra hayata gözlerini kapatmıştır. Buna istinaden, intihar etmesi ve öldürülmesi tezi de çürütülmektedir.

Atatürk, boşanma sonrası Latife Hanım ile tüm hukukunu bitirmiştir. Örneğin yurtdışı ziyaretinde Latife Hanım'ı gören üvey kızı Nebile'ye onu azarlar nitelikte bir telgraf göndererek, Latife Hanım'ın herhangi bir konumda yer almadığını ve görüşmemesi gerektiğini iletmiştir.

Latife Hanım, Atatürk ile boşandıktan sonra sevgisine sadık kalarak bir evlilik daha gerçekleştirmemiş, mektubunda yazdığı gibi mini kalbi Atatürk için mabet olmuş, kimse ile herhangi bir münasebete girmeyerek hayata gözlerini yummuştur.

Aynı şekilde Mustafa Kemal Atatürk, Latife Hanım ile boşandıktan sonra bir daha evlenmemiş, fakat Latife'yle evliliğinden pişman olduğunu şu sözleri ile dile getirmiştir:

Beni iki kadın çok sevdi, biri yalnız ben olduğum için (o Fikriye’dir), öteki de mevkiim için (o da Latife Hanım’dır).”


DİLARA ÇELİK

  
35 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
YABANCI YAZARLAR