TÜRK YAZARLAR
Celal Nuri İleri / Kadınlarımız

Her şeyden evvel hükümetlerin ve dönemlerin kadınlar hakkındaki fikriyatları büyük önem taşımaktadır. Öyle ki, -şu an günümüzde dahi- kadınların yaşayış biçimlerini kısıtlama, onlara had bildirme (?) ya da tavsiyede bulunma hakkını kendilerinde bulurlar. 1913 yılında Celal Nuri İleri'nin yazmış olduğu Kadınlarımız adlı kitapla, günümüz hükümetinin kadınlar hakkındaki düşüncelerinin karşılaştırılması gerektiğini düşünmekteyim. Düşünce yapılarına bakıldığında aslında sadece yıl olarak ileriye gittiğimizi anlamış oluyoruz ne yazık ki...

Schopenhauer "Kadın dayak yemek, güzel beslenmek ve hapsedilmek için yaratılmış bir hayvandan başka bir şey midir? Kadının saçı uzun, fikri kısadır!" derken, Fatma Nesibe Hanım, "İçinizde saçlarımın uzunluğuna rağmen, en akılsızı ben olduğum halde.. Her asrı tedkik ediniz; herhalde erkeklerin yüzde doksan dokuzundan akıllıyım" diyerek Schopenhauer'e cevap veriyordu. Ancak gelin görün ki, 2000'li yıllarda Uğur Işılak ( AKP'li Şarkıcı) Schopenhauer'in bu düşüncesine “Kadının fıtratında erkeğe köle olmak var” diyerek destek veriyordu.

Kadınların iş hayatına girmesi, bazı hususlarda serbest bırakılması konusunda İleri, "Eğer erkekler kadınları bazı mesai hususunda serbest bırakmıyorlar ve onların rekabetinden korkuyorlar ise bu kadınların istidadını tasdik değil de nedir?" derken, 2011-2018 yılları arasında Orman Bakanlığı yapan Veysel Eroğlu, "Kadınlara evde ki işler yetmiyor mu?" diyerek kadınların iş hayatına katılması ile ilgili düşüncelerini dile getirmektedir.

Veysel Eroğlu'nun yanı sıra bu konu ile alakalı, Akp Genel İl Meclis Üyesi Erhan Ekmekçi'de, "Kızlar okuyunca erkekler evlenecek kız bulamıyor" diyerek, kadının okumasının gereksizliğinden bahsetmiştir. Öyle ki, İleri'nin de dediği gibi kadınları bazı mesailer hususunda serbest bırakma hakkını kendinde bulmayan bu zatlar, gerçekten de kadınların her işi başarabileceklerinden duymuş oldukları endişeyi, bu cümlelerle iletmektedirler.

"Kadın her şeyden evvel, kendisi için yaşar. Pek o kadar diğer-kam olmayalım. İbtida, insan, hod-kamdır. Kadın kendi hesabına da bir şeyler bilmek ister. Bu arzu pek meşrudur. Çünkü kadın yalnız bir zürriyet makinesi, bir kuluçka fırını değildir. Onun da şahsiyyet-i insaniyyesi, bir dimağı, bir kalb, adabı vardır" diyerek kadınların hürriyetleri hususunda düşüncelerini dile getiren İleri'ye karşın, Bülent Arınç "Kadın, herkesin içerisinde kahkaha atmayacak" diyerek kadınların nerede ve nasıl gülmesi gerektiğini -kendi fikrince- belirtirken, 9 yıl Milli Savunma Bakanlığı yapan Vecdi Gönül ise “Türk kadını evinin süsüdür” sözleriyle fikrini belirtmiştir.

Kadınlara, var olan haklarını İslam'ın verdiği fikrinde olan İleri, "Ne kadar hürriyet taraftarı olsak yine İslam'ın vaz ettiği serbesti esasatından daha fazlasını tedvin edemeyiz . İslamiyet feministtir" diyerek düşüncelerini açıklarken, Cumhurbaşkanı "Benim bedenim, benim kararım diyenler feminist " demiştir. Görünen o ki, İslamiyet'in feminizmi ile Cumhurbaşkanı'nın feminizm düşüncesi çelişir. Hangisi doğruysa artık...

Kadınların evliliği konusunu, "Genç kızlar, hele bir talep çıkmazsa, daimi bir sıkıntı hastalığına tutuluyorlar. Bizim kızlarımız için evlenmekten başka kariyer yoktur. Sebeb-i hayatı budur" sözleriyle sert bir şekilde eleştiren İleri'ye nazaran, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kadınların evliliği konusunda “Yalnız bırakılan ya davulcuya ya zurnacıya” demiştir.

Kadınların örtünmesinde de İslam'a ait bir adet olmadığını belirten İleri, "Tesettür ehl-i İslam'a has bir adet değildir. Bir kaç seneye gelinceye kadar, bizde, Yahudilerin ekseriyeti bu kaideye müraatkar idi...Kadının öyle ummacı gibi kapalı bulunması bir dereceye kadar erkeğin merakını davet eder. Ona bakmak arzusunu tezyitten başka bir netice vermez. Halbuki erkek açık gezdiğinden kadın da böyle bir his uyandırmaz" sözlerini dile getirirken, KOBİDER Başkanı Nurettin Özgenç "Örtüsüz kadın perdesiz eve benzer. Perdesiz ev ya satılıktır ya da kiralıktır" demektedir. Özgenç'e cevabı yine İleri vermektedir:

"Kadın erkek için badi-i şehvet ise erkek de kadın için muharrik-i şehvettir. O halde erkeğin de tesettürü lazım gelirdi."

Görülüyor ki kadın konusu 1913 yılında olduğu gibi günümüzde de hala konuşulmaktadır. Ancak ne yazık ki, yazının başında belirttiğim gibi ilerlemek şöyle dursun, gittikçe geriliyoruz. Öyle ki AKP Grup Başkanvekili Özlem Zengin'in, “AK Parti gelene kadar kadın kelimesinin adı yoktu Türkiye’de” sözlerine de İleri'nin yazmış olduğu bu kitap cevap vererek son noktayı koymaktadır. Haliyle, 1913 yılında da var olan kadının adı, bu dönem içerisinde ne kadar yer buluyor, ne kadar yer bulacak, belirsiz. Yaşayıp göreceğiz.

DİLARA ÇELİK

  
38 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
YABANCI YAZARLAR