TÜRK YAZARLAR
Atatürk'e Saldırmanın Dayanılmaz Hafifliği / Ahmet Taner Kışlalı

"Eğer Türkiye'de bir din devleti kurmak istiyorsanız, Mustafa Kemal'e saldırmanız elbette ki tutarlıdır. Eğer Türkiye'nin bir bölgesini ayırıp ırkçı bir devlet kurma peşindeyseniz, Mustafa Kemal'e saldırmanın elbette tutarlı bir yanı vardır. Ama "çağı yakalama" arayışında görünürken aynı şeyi yapmaya kalkarsanız; belki- her garip şeyi yapanlara olduğu gibi- bazı dikkatleri üzerinize çekersiniz ama inandırıcı olamazsınız"

Ahmet Taner Kışlalı, kitabının girişini bu paragraf ile yapmaktaydı. Keza, 1993 yılında yazılan bu kitapta bahsedilen tüm mesele, günümüzde hala geçerliliğini de korumaktadır. Hala, Atatürk'e karşı yapılan düşmanlıklar gerek dini gerek etnik sebepler öne sürülerek bir bahaneye dayandırılmaya çalışılmaktadır. Hatta öyle ki, kimine göre bazen düşman, bazen ise kahraman olarak yansıtılmaktadır. Hükümetlerin Atatürk hakkındaki fikirleri, döneme, yaşanan olaylara göre farklılık göstermektedir. 80 Darbesi döneminde Evren'in "Atatürk Barış Ödülü'ne (!) layık görülmesi gibi, Atatürk'ün fikriyatlarından gram haberleri olmayan pek çok kimse de "sözde Atatürkçülük" yapmaya devam etmektedir.

Atatürkçülük düşüncesinin yanı sıra Kemalist devrimcilikte sürekli yankı bulan konulardandır. Ancak, sürekli karşılaştırılmaktadır. Aslına bakıldığında, "eski kurumların yeni kurumlar ile çağdaşlaşması ve yeniliklere her daim açık olmak" Kemalist devrimin mihenk taşlarındandır. Haliyle, Kemalizm savunuculuğu yapanlar mutlaka bunları bilmelidir. Kaldı ki, CHP ve Atatürkçülük hususunda Kışlalı, şu sözüyle CHP'nin gerek Kemalist devrimciliğine gerekse sözde Atatürkçü olanlara cevap vermektedir:

"CHP, Kemalizm'e karşı olanları kendi içine kabul etmek zorunda hiç değildir!"

Ancak, buna günümüz gözü ile bakıldığında CHP'nin içinde Kemalist fikriyattan daha çok "Kemalist fikriyata ters düşünceler" barındırdığı da aşikardır.

Aynı 1993'lü yıllarda yaşanıldığı gibi günümüzde de devletin yazılı ve sözlü yayımlarının dili, devlet tiyatrolarının oyunları, kütüphane rafındaki kitapları da hükümetlere göre değişiklik göstermektedir. Eğer başta yer alan hükümet, muhafazakar, solcu ya da sağcı ile her şey de ona göre değişim göstermektedir. Televizyon'da yer alan dizilerden tutun da, basılan kitaplara kadar. Haliyle, hükümete göre değişen kültür algısı da aslında kültür siyasetinin gelişmediğinin de örneklerindendir. Örneğin; Demirel, Ecevit ve Erbakan'ın mayolu bir karikatürü mevcut. Yani o dönem, hükümet ve muhalifler komik şekilde çizimlere konu olmaktadırlar. Bunu günümüzde denemek isteyen, kendisini pek sevmiyor demektir..

Atatürk'ün kadınlara vermiş olduğu haklardan da ayrıca bahsedilmiştir. Türkiye'de babasını kaybeden bir kız çocuğu, paralı olan Macaristan'da okuyamaz ve annesi ile Türk Büyükelçiliği'ne başvurur. Türkiye'ye getirilir. Atatürk'ün ülkesinde eğitim ücretsiz olduğu için, hem Türkçe öğrenir hem derslerine çalışır ve hukuk fakültesini bitirerek, İstanbul Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde hoca olur. Oğlunun adını Mustafa Kemal koyar, Atasına minnettar olur. Ancak, Bilkent'te paralı okuyanlar, Süleymancı yurtlarından destek görerek kendisine üniversitelerde yer bulanlar, bu hocayı üniversiteden atmak için adeta canla başla uğraşırlar. Macaristan'dan gelip Türkiye'de hoca olan bu kadının adı Nermin Abadan-Unat'tır. Nermin hoca, bu güruhla canla başla uğraşır ve görevine devam eder. Günümüzde hala torpil ile üniversitelerde kendisine yer bulanlar, gerek tarikat, gerek ocak desteği ile yer alanlar mevcut değil mi? Halasını, yeğenini, dayısını üniversitedeki kadrolara yereştirenler yok değil mi? Dolu. Öğrenmek arzusunda iseniz Facebook üzerinden Yüksek Lisans gruplarına girmeniz yeterlidir. Açılan kadrolar, alınan kişiler, yansıtılan puanlar tam bir hayal kırıklığı. Böyle bir ortamda "Türkiye'de yer alan üniversitelerin dünya çapında bilinmemesi" haliyle doğal.

Yolda denk gelindiğinde her 10 kişiden 9'u Kemalist. Peki kaçı Kemalizm'i biliyor? Bizatihi Kemalizm'i bilmeye gerek bile yok, Atatürkçüyüm diye dolanan kimseler, Cumhuriyet'in ilanını dahi bilmiyor. 28 Ekim günü, "Cumhuriyet'in ilanı ne zaman?" sorusunu insanlara sorduk. Ancak, ceketinin üstünde Atatürk broşü olan, uzaktan Atatürk hakkında bilgi sahibi gibi gözüken kimseler bile Cumhuriyet'in ilanını bilmiyor. Bilmediğimiz bir şeyi nasıl savunabiliriz? Bilmediğimiz bir şeyin doğruluğunu nasıl ispat edebiliriz? Yaptığı işleri bilmediğimiz bir kimsenin peşinden, izinden nasıl gidebiliriz? Tüm bu sorulara Taner Kışlalı şöyle yanıt vermektedir:

"Kemalist olabilmek için Atatürk'ün izinde değil, yolunda olmak gereklidir."

O kadar doğru ki.. Yolunda olan, Atatürk'ün fikriyatını öğrenmeli. Öğrenmek isteyen Atatürk'ün okuduklarını okumalı.. Diğer türlü, Kemalist olmanın hiçbir mantelitesi yoktur.

Atatürk'ü eleştirenler, onu okuduklarında ne büyük hata yaptıklarının bir gün farkına varacaklardır. Soyadı Kanunu'nu eleştiren, buna inat olarak "Nesin" soyadını alan Aziz Nesin, Atatürk hakkında şu düşüncelerini dile getirmiştir:

"Geçmişte Atatürk'ü eleştirmiş olmaktan dolayı şimdi utanıyorum. Her geçen gün gözümde küçüleceğine tersine daha da büyüyor."

Atatürk hakkında kendinde eleştiri hakkı bulan insanlar, onu okudukça pişmanlıklarını dile getirmektedirler. Atatürk hakkında yer alan en büyük eleştirilerden biri de "Ne Mutlu Türk'üm Diyene" demiş olmasıdır. Ancak, aklı fikri ırkçılığa basan kesim, Atatürk'ün "Ne Mutlu Türk Olana" demediğini fark etmeden, onu ırkçı olarak eleştirirler. Irkçı fikriyatlar ile dış mihraklardan yardım bekleyerek, Atatürk'ü eleştirme haddini kendinde görenlere verilecek cevap bellidir:

"Türkiye'de ya da Atatürk karşıtı her olayda alkış tutan bazı Kürt kökenli okumuşların da unutmaması gereken bir şey var: Türkiye'de insan haklarını, dışarıdan medet umarak gerçekleştirmek olanağı yoktur. Yanlarına almaları gereken, dışarıdaki insan değil; bu toprakların insanıdır."

Hiçbir kimse Atatürk'ü sevmek zorunda değildir. Fikirlerini benimsemek, onun yolunda gitmek zorunda değildir. Ancak şunu da unutmamalıdır:

"Bu topraklarda yaşayan insanlar, Atatürk'ü sevmek zorunda değillerdir; ama saygı göstermek zorundadırlar."


DİLARA ÇELİK

  
272 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
YABANCI YAZARLAR