TÜRK YAZARLAR
Uluslararası Kadın (!) Kongresi / Dilara Çelik
Yıl, 18-24 Nisan 1935...

II.Abdülhamid döneminde kadının adı bile yokken, 1935 yılında kadınların haklarının konuşulabileceği bir kongre düzenlenmiş, hem de öyle böyle bir yerde de değil II.Abdülhamid'in Yıldız Sarayı’nda. Kongrenin Türkiye'ye geliş süreci ise epey enteresan.

ICW'nin (Uluslararası Kadın Kongresi'nin- Konseyi) ilk bağlantıları, 1900'de İttihat ve Terakki ile başlamış, Türkiye'ye geliş süreçlerinde ise, Selma Rıza Hanım etkin olmuştur. Selma Rıza kimdir? diye bir soru ortaya çıktığında da aslında cevap pek nettir. II.Abdülhamid'in gazetelerde -örneğin Hanımlara Mahsus Gazete- adının bile geçmesini yasaklattığı İttihatçı Tek Kadın..

Ahmed Rıza Bey'in kardeşi olan Selma Hanım, Paris'e ağabeyinin yanına gittiğinde Uluslararası Kadın Kongresi ile Türkiye arasında bağ oluşturan iki kadından da biri, diğeri de Hayriye Ben-Ayad. 1900'de Paris'e gelen Selma Rıza Hanım, ICW bünyesinde yer almış, hatta öyle ki burada yapılan kongrede, “La condition legale de la femme en Turquie” (Türk Kadınının Hukuki Durumu) başlıklı bir rapor sunmuştur. Kongreden hemen sonra ICW, Selma Rıza Hanım'ı tanımış ve onun için, 22 Haziran 1900 tarihinde L’Aurore gazetesi de Selma Rıza Hanım’ı tanıtan bir yazı yayınlamıştır:

“Mechveret'in direktörü Ahmed Rıza'nın kız kardeşi Selma Rıza Hanım, erkek kardeşi ile üç ay önce Konstantinapolis’ten (İstanbul) kaçtı. Ülkesinde kadınların çıkarlarını savunmak için Fransa'ya geldi. (Selma) Özgürlükçü çalışma yapmak için yurtdışına gelen ilk Müslüman kadın.”

Selma Rıza’nın 1900 yılında kongreye katılmasından sonra Barones Gripenberg, bazı organizasyonlar yapmak için Yunanistan ve Türkiye’yi ziyaret etmek istemiş, bu amaç doğrultusunda İstanbul’a gelen Gripenberg, burada Amerikan Kız Koleji müdürü Mary Mills Patrick ile görüşmüş ve Üsküdar’da sadece kadınların katılabileceği bir konferansı ayarlamıştır. Konferanstan sonra Gripenberg bir komite seçmiştir. Komitede Türk, Ermeni ve diğer etnik kökenlerden kadınlar yer almıştır. Komite, Türkiye’de yaşayan kadınlar için Ulusal bir Konsey kurmayı amaçlasa da belli problemler ortaya çıkmıştır. Örneğin, devlet tarafından hiçbir organizasyona izin verilmemiştir ve verilmemektedir.

Bu sebeple Osmanlı’daki kadınlar yalnızca uluslararası platformlarda kendilerini gösterebilmişlerdir. Lakin 1906 yılındaki devlet tarafından ağır engellerin varlığı, 23 Temmuz 1908 devriminden (II.Meşrutiyet) birkaç hafta sonra değişmiştir. Meşrutiyet ilan edildikten sonra Eylül 1908 tarihinde Selma Rıza ağabeyi ile İstanbul’a dönmüştür. ICW ile Osmanlı kadınlarının arasındaki teması Selma Hanım sağlamaya devam etmiştir.

Ayrıca Selma Rıza Hanım ICW tarafından, Türkiye Onursal Başkan yardımcısı olarak seçilmiştir. II. Meşrutiyet'in ilanı ile ülkesine dönen Selma Hanım, ICW ile bağlantısı koparmamış, 1920 yılına kadar ICW'ye Türkiye'de bulunan kadının durumunu anlatan raporlar da yollamıştır.

Kadın dayanışmasının tüm dünyada mümkün olmasını dileyen Selma Hanım, Balkan Savaşları sonrasında, ICW'ye darılarak tüm bağını koparmıştır. Balkan Savaşları sırasında en çok zarar görenlerin kadınlar ve çocuklar olduğunu belirterek, destek beklemiş, ancak ICW hiçbir şekilde yardım da bulunmamıştır. Bunun üzerine Selma Hanım, 1912-13 yıllarında ICW'ye sitem ettiği bir mektup yollamıştır:

“Tahkim ve Barış Komitesi atalet (tembellik) göstererek kadınları ve çocukları süngü darbeleri altında ölmeye terk ettiler. Saldırganların durmalarını sağlamak için herhangi bir öfke göstermediler, bağırmadılar.”

Bu olay sonrasında ICW'nin tarafsız olmadığı düşünen Selma Hanım, ICW ile tüm bağını kopararak, ülkesindeki kadınların durumu hakkında detaylı rapor göndermeyi bırakmış, ICW'nin ülkede kuruluşu için sarfettiği emeklerini de boşa saymıştır. Ayrıca, bu süreçte gayrimüslim kadınların pek de yardımsever olmadığını düşünerek, Kızılayda dahi yer alan gayrimüslim kadınlarla arasına set çekmiş, vatanseverliğini ICW'ye göstermiştir. Uluslararası Kadın Kongresi'ne ülkede yaşanan trajik durumu yansıtmak istemeyen Selma Hanım, savaşın bitimi sonrası gönderdiği raporunda;

“Bu mutsuz günler, Türk kadını için ciddi bir ders, sınav oldu. Türk kadını, uzun süredir biriken enerjisini, yurttaşlarına yardım ederek ve kamusal(sosyal) hayatta yerini alarak attı” diyerek Türk kadınının savaştan güçlü çıktığını da belirtmiştir.

Uluslararası Kadın Kongresi'nin Türk kadınını korumadığı düşünen Selma Hanım, 1920 sonrası raporlarda da yer almamış, sözde (!) kadınları her anlamda ve ırk-din ayrımı yapmadan savunduğunu belirten bu konseyin, Türk Kadınını ayrı tuttuğunu da anlamıştır.

1935 yılında toplanan bu kongrede, ne Selma Rıza Hanım'ın adı geçmiştir, ne de Balkan Savaşları'nda onlardan istenen yardıma el uzatmadıklarından bahsedilmiştir.

Kadın Kongresi adı altında toplanan bu kongre, acaba gerçekten Türk Kadınının hakkını aramasına yardım etmiş midir? Ettiyse Balkan Savaşları'nda neden sesleri çıkmamış, neden gelen raporlara olumlu bir dönüş sağlamamışlardır?

Orası da pek meçhul..

Dilara Çelik
  
52 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
YABANCI YAZARLAR