TÜRK YAZARLAR
Nefesi Tutku Olan Kadın Afife Jale / Osman Balcıgil

-“Hiç kadın oyuncu adı söylemediniz dedeciğim.”

-“Mınakyan’dan söz açıldı da onun için öyle konuştuk. Olmaz mı hiç Afife! Eliza Binemeciyan var mesela kadınlardan.”

-“Hiç Müslüman kadın oyuncu yok mu?”

-“Yok maalesef.”

-“Neden dede?”

-“Müslüman kadınların sahneye çıkması yasak da ondan!” 

Afife, dedesiyle gittikleri tiyatro gösterisinde dedesine bu soruları sormuş, aldığı cevaplar sonrası ilk Müslüman kadın tiyatrocu olmaya adeta and içmişti. Yazarlığını Osman Balcıgil’in yapmış olduğu “Nefesi Tutku Olan Kadın Afife Jale” adlı kitap bizlere Afife Jale’nin hayatından, tiyatroya olan ilgisinden ve bu uğurda çektiği sıkıntılardan bahsetmektedir. 

Küçüklüğünden beri tiyatroya ilgisi, dedesi Doktor Sait Paşa sayesinde perçinlenmişti Afife’nin. Öyle ki içinde büyüttüğü oyuncu olma hırsı ona “İlk Müslüman Kadın Tiyatrocu” lakabını sunduğu gibi, hayatında kontrol edemeyeceği şeylere de sebebiyet verecekti. Annesi Mehdiye Hanım ve dadısı Sophia, Afife’nin her daim yanında olacaklar lakin üvey babası Hidayet Bey, Afife’nin bu isteğine tamamen karşı gelecekti. Bu karşı geliş sonrası annesi, kızı için Hidayet Bey’i terk edecek ve Afife’nin dadısı olan Sophia’nın evinde yaşamaya başlayacaktı. 

Afife, İnas Sanayi-i Nefise Mektebi’nde resim okumaya başlamıştı ancak gerçek arzusu Darülbedayi-i Osmani’de olmaktı. İstediği de oldu. Darülbedayi yönetim kurulu birkaç Türk kızını kurumda öğrenci olarak görmek istediğini açıklar açıklamaz başvurusunu yapmıştı Afife. Tiyatro sevgisi küçüklükten beri olduğundan neredeyse ona ezberlemesi için verilen tüm metinlere hakimdi. Haliyle diğer kızlardan ayrılıp öne çıkması da hızlıca oldu. Ahmet Fehim Efendi’nin Afife’den tek isteği mücadeleci olmaktı. Keza, herkes üstüne gelecekti, geldiler de...

İlk sahnesinde Ahmet Bey, Afife’ye Jale takma ismini verdi. Böylece Afife Hidayet, Afife Jale oluvermişti. İlk rolü Emel idi Afife’nin, daha sonra Tatlı Sır’da oynayacaktı. Lakin bu oyunun sonu kötü bitmiş çünkü polis tiyatroyu basmıştı. Halit Fahri Ozansoy ve Reşat Nuri Güntekin, Afife’yi karakoldan kurtarsa da güçleri daha fazlasına yetmeyecekti çünkü Müslüman kadınların sahnede olması kesinlikle yasaktı. Afife, gizliden gizliye tiyatrolara çıkmaya başladı, içinde polis korkusu taşıyarak... Hatta bu endişe ve oyun oynayamayacak korkusu ile illet bir baş ağrısı yapıştı yakasına. Doktor Suat Bey, bu illetten kurtarmak için başka bir illet soktu Afife’nin damarına. Morfin!... Afife her baş ağrısı hissettiğinde koştu Doktor Suat’ın odasına, zamanla bir morfinman olduğunu hissetmeden. Öyle bir duruma geldi ki morfin krizleri, Trabzon’da sergileyeceği oyun varken bindi geldi İstanbul’a, kuzeni Ziya’yı severken, Doktor Suat’ın oldu morfin uğruna. 

Kendinden vazgeçmiş bir haldeyken Afife’yi buldu Selahattin Pınar. O zamanlar ünlü değil yalnızca bir çalgıcıydı Selahattin. Çok sevdi Afife’yi ve evlendi. Bu illetten kurtulabileceğini düşündü ancak hiç de öyle olmamıştı Afife için. Afife, Selahattin için üzülüyor ve onun hayatını mahvettiğini düşünüyordu, bu sebeple boşandı ondan. Annesinden, dadısından, ağabeyi Salah’tan, kavuşamadığı aşkı Ziya’dan vazgeçti Afife. Gözünü açtığında ise İstanbul Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Kliniği’ndeydi. Uzunca bir süre burada bulundu Afife. Doktoru sayesinde Nusret Safa Coşkun adında bir gazeteci ile tanıştı ve kendini anlattı. Gazeteci, Afife’nin ağabeyi Salah Bey’i buldu ve Afife’yi ona götürdü ama artık ne çareydi. Afife, burada kendini iyi hissetmedi, aksine yük olduğunu düşündü ağabeyine. O, klinikteyken annesi ve dadısı da onun hasretiyle gözlerini yummuştu hayata. Ağabeyinin evinden Bakırköy’e geri döndü Afife ve burada hayata gözlerini yumdu. Tabutunu eski eşi Selahattin Pınar, gazeteci Nusret Safa ve ağabeyi Salah Bey taşıdı.

Afife’nin tiyatro aşkı küçüklükten başlayıp gözlerini kapayıncaya kadar sürdü. Ancak, Müslüman bir kadın oyuncu olamaz anlayışı sebebiyle hep engeller çıktı önüne. Bunun en iyi özeti Afife’nin tiyatro oyununu basan Kadıköy Polis Karakolu polis müdürünün sarf ettiği şu cümlede saklıydı. 

“Afife Jale’yi sahnede gördüğümde, avradımı şanoda[1] görmüş kadar fena oluyorum.”

DİLARA ÇELİK



[1] Sahne.

  
296 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
YABANCI YAZARLAR