TÜRK YAZARLAR
Tek Adam / Şevket Süreyya Aydemir

Onlarca Düşman, Tek Devlet, Tek Adam

Birinci cilt 1881-1919 yani Mustafa Kemal’in doğumundan başlayıp, milli mücadeleyi başlatmak için Samsuna çıktığı zamana kadar uzanıyor.

İnsan, kendini yapma kudretinin bir hammaddesidir. Tek Adam, bu hammaddeyi yoğurarak hem kendini yaratan, hem ortaya çıkışı, milletinin, kavminin, çağının tarihinde bir dönüm noktası olan Adam’dır. Eserimizin ilk cildi bu cümleler ile başlar. Mustafa Kemal Atatürk’ün o dönemin şartlarına boyun eğerek, rutin bir memur olup ülkenin batışını izlemiş olsaydı belki de hiçbir şekilde Atatürk değil hep Mustafa Kemal olarak kalacaktı. Ancak o kudret hamuruna bir iki damla vatan kanı akıtıp yoğurma işini başkasına bırakmadan, hem ülkenin hem de kendi kaderini kendisi çizerek öne çıkmaya başarmış hatta öne çıkmak ile kalmayıp güç birliklerini tamamen etrafına çekmiştir.

Anneme askeri rüştiyeye girmek istediğimi söyledim. Karşı çıkacağını bildiğimden dolayı inatlaşmadım. Kabul imtihanı zamanı gelince ona sezdirmeden kendi kendime askeri rüştiyeye imtihan verdim. Böylece anneme karşı bir emrivaki yaptım. Bu alıntıda da olduğu gibi askerlik hayalinden asla ödün vermez. Oldubittiye getirerek amacını gerçekleştirir.

Mustafa rüştiyeyi çok sevmişti. Derslerinde başarılıydı ve hocaları çok iyiydi. Bir süre sonra Matematik hocası Yzb. Mustafa Efendi Mustafa’ya bütün dünyanın ilerde öğreneceği bir isim hediye etti: Kemal! O günden sonra Mustafa adı Mustafa Kemal olacaktı. Kemal adını çok sevdi. Hocalarına büyük saygısı vardı. Belki de onları örnek aldığı için bu kadar başarılı olduğu söylenebilir.

Çok başarılı şekilde önce Selanik sonra Manastır ve en son olarak da İstanbul’a Harbiyeli olarak gitti ve böylece resmi askerlik mesleği başlamış oldu.

Çıkarttığı gazete ve arkadaşlarıyla yaptıkları gizli toplantılar sebebiyle Suriye’ye gönderildi. Süreyya Aydemir şunu der: Aslında herkes Mustafa Kemal’in ilk görev yerini Suriye olarak bilir. Ama bilinmez ki gizli toplantıları yüzünden sürgüne yollanmıştır.

Suriye’de görev yaptığı sırada vatan görevini kurtarmak için teşkilatlanmak gerektiğini bilir ve ufak da olsa Vatan ve Hürriyet cemiyetini kurar. Ama sürgün bitip geri döndüğünde daha kalabalık teşkilat çalışması içerisinde yer alır. Bu topluluğun adı İttihat ve Terakki cemiyetidir.

Sonra sırasıyla, 31 Mart isyanı, Trablusgarp, Balkan Olayları, Sofya Ataşemiliterliği ve en önemlisi Çanakkale savaşında yer aldı. En önemli dememizin sebebini Süreyya Aydemir şöyle açıklar: Mustafa Kemal’in doğum yeri Kemalyeridir (Çanakkale savaşında bir bölge) Çünkü onun çıkış noktası Çanakkale’dir. Her günü bir başka cehennem olan Çanakkale, o günlerde barut ve çürümüş insan eti kokan havası içinde verdiği kararlarla geleceğin terazisine adını, hesaplanması gereken bir ağırlık olarak koymuştur.

Bu müthiş başarı devlet başındakiler tarafından itilaf devletleri ile resmen kölelik olan anlaşmalar yaparak gölgelemiş oldu. Bu anlaşmalardan birisi de Mondros Ateşkes Anlaşmasıdır. Mustafa Kemal en başından beri işin başa düştüğünü bildiği için artık İstanbul’da ona verilecek bir görevin kalmadığını anlar. Sene 1919’u gösterdiğinde padişah tarafından Samsun’a gönderilir. Ama Mustafa Kemal’in başka planları vardır.

İkinci cilt 19 Mayıs 1919 yılında Samsun’dan başlayıp, 9 Eylül 1922 İzmir’e vardığında son buluyor. Bu durumu Aydemir şöyle açıklar: Yollar vardır, meçhulün önümüze serdiği çizgilerdir. Bu yollarda yolcu, talihinin tezgâhında kendi kaderini dokur. Gerçekten de öyle olmuştur ancak bu kader doğrultusunda çalışmaya koyulur.

Sırası ile Samsun, Havza, Amasya, Erzurum ve Sivas şehirleri arasında adeta mekik dokuyarak orada yaşayan bilgili insanlar ile birlik olup düşmana karşı koyması için halkı bilinçlendirip milli mücadeleyi başlatmayı başarmıştır. Milli Sınırlar İçinde Vatan Bir Bütündür Bölünemez” sözünü Erzurum’da “Kuvayı Milliyeyi amil Milli İradeye Hâkim Kılmak Esastır, sözünü Sivas’ta söylemiştir. Bu şehirlerde önemli kararlar alınır ve aslında en önemli diyeceğini sona saklar. Atatürk der ki: “Umumi kaide şudur ki, genel durumu yönetme ve yürütme sorumluluğunu üzerine alanlar, en önemli hedef ve en yakın tehlikeye mümkün olduğu kadar yakın bulunurlar.” Bahsettiği yer Milli Mücadelenin kalbi Ankara’ydı.

23 Nisan 1920 günü Mustafa Kemal’in deyimiyle “Hakikatlerin En Büyüğü” olan Türkiye Büyük Millet Meclisi açılır. Şevket Süreyya Aydemir’in tabiri ile: Bu meclis halkın nefesidir. Artık padişaha bakılmadan ipler ele alınır ve büyük strateji güdülerek düşmanın yurttan atılma mücadelesi başlar. Sırasıyla 1. ve 2. İnönü muharebeleri, Sakarya ve Büyük Taarruz mücadelesi ile düşmanı tamamen püskürtüp atar.

O meşhur sözünü İnönü savaşlarından sonra söyler: (Siz orada yalnız düşmanı değil, milletin makûs talihini de yendiniz)

Üçüncü cilt 1922 1938 yıllarını kapsıyor. Artık Gazi paşa için muharebe meydanı ardından masa başında kazanacağı savaşlar başlamış oldu. Sırasıyla saltanatı ve hilafeti kaldırdı. Kitaptan bir alıntı yaparsak: Barışı kazanmak, savaşı kazanmak kadar önemliydi. Yeni Türkiye’nin Lozan Antlaşması da bu değerde idi. Lozan görüşmelerinde işgal devletlerinin şuursuz istekleri ustaca savuşturuldu ve çok önemli bir başarıya imza atılmış oldu.

Tarih 29 Ekim 1923’ü gösterdiğinde egemen kayıtsız şartsız milletin olduğundan dolayı devletin şekli Cumhuriyet konuldu. Ama bunu hazmedemeyenler ülke içerisinde isyanlar çıkarttı. Neyse ki çıkan yasalar ile bu durum bastırıldı. Olaylar çözülünce batılı anlamda eşitlik sağlanması için yenilikler başladı. Bunlar ilke ve inkılaplar, şapka, alfabe, kılık kıyafet, eğitim alanında Tevhid-i Tedrisat, ekonomi alanında İzmir İktisat Kongresi, mecliste çok partili program ve daha nicelerinin temelleri atıldı.

Mustafa Kemal Atatürk bu durumlar ile uğraşırken kendisine hiç dikkat etmediği için hastalığı ilerledi ve yanlış teşhis yüzünden çok geç kalındı. Özel meselem dediği Hatay’ın anavatana katılışını göremeden 10 Kasım 1938 tarihinde gözlerini sonsuzluğa gömdü.

Bükreş eski Metropolitinin dediği gibi;

“Onun ölümünden sonra dünya artık eskisi kadar enteresan değildir.”

OKTAY TOSUN

Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
84 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
YABANCI YAZARLAR