TÜRK YAZARLAR
İslam Tarihi Başlangıcından Emevilerin Sonuna Kadar / Ali Aktan

“Yaratan Rabbinin adıyla oku! O insanı ‘alak’tan yarattı. Oku! Rabbin en büyük kerem sahibidir. O, kalem ile yazmayı öğretti. O, insana bilmediği şeyleri öğretti.”[1]

Melek, Hz. Muhammed’e böyle seslenmişti. Hz.Muhammed’e ilk vahiy Ramazan ayında Hira mağarasında, 40 yaşına girmiş bulunuyorken meleğin bu sözleri ile gelmişti. Ali Aktan’ın yazarlığını yapmış olduğu “İslam Tarihi Başlangıcından Emevilerin Sonuna Kadar” adlı kitap bizlere, İslamiyet’ten önceki Arapların durumundan, Hz. Muhammed’in hayatından ve peygamber olmasından, Hz. Peygamber’in vefatına kadar İslam’ın Medine döneminden, Dört Halife’den ve Emevilerden bahsetmektedir.

İslamiyet’ten önce Arap toplulukları, nesilleri tükenmiş kavimler ve soyları devam edip günümüze kadar gelmiş kavimler olarak ikiye ayrılmaktadır. Araplar, İslamiyet’ten önce  farklı bölgelerde devletleşmişler ya çöllerde yaşayıp bedevi olmuşlar ya da yerleşik hayata geçmişlerdir. Örneğin, Yemen’de Main, Sebe ve Himyerliler, Kuzey Arabistan’da Nabatiler, Tedmürlüler, Gassaniler, Hireliler, Kindeliler devletletmişlerdir. Hicaz’da Mekke ve Medine, iki önemli şehirdir. Araplar kabileler şeklinde örgütlendiklerinden dolayı her daim aralarında savaşlar cereyan etmiş, yalnızca Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Recep aylarını ‘Haram Aylar’ adı altında andıklarından bu aylarda savaş yapmamışlardır.

İslamiyet’ten önceki dönem Cahiliye olarak adlandırılmıştır. Cahiliye, bilgisizlik anlamına gelmektedir. Bu dönemler Araplar putlara tapmışlar, cariye ve esir ticaretini fazlasıyla yapmışlardır. Öyle ki bu dönem fuhuş sanki bir meslek gibi icra edilmiştir. Köle kadınlar sahipleri sebebiyle fuhuşa zorlanmışlar, bazı kimseler, ölmüş babalarının hanımları ile evlenmişlerdir. Keza, Kuran’da ise bunu yasaklayan bir ayette bulunmaktadır. “Geçmişte olanlar hariç, babalarınızın nikahladığı kadınlarla evlenmeyiniz. Şüphe yok ki o, pek çirkindi, iğrenç idi, o ne fena bir adetti.”[2]

Hz. Muhammed’in vefatından sonra dört halifeler dönemi başlamış, ilk halife ‘es-Sıddık’ unvanına layık olan Hz. Ebu Bekir olmuştur. Ebu Bekir aynı zamanda Hz. Aişe’nin de babasıdır. Hz. Ebu Bekir halife olur olmaz irtidat (dinden dönme) hareketleri ile ilgilenip, sahte peygamberleri ortadan kaldırmıştır. Daha sonrasında Hz. Peygamber’in hanımlarından Hafsa’nın babası olan Hz. Ömer halife olmuş, fetih hareketleri ile ilgilenmiştir. Ömer’den sonra Ümeyye oğullarına mensup olan Hz. Osman halife olmuş, bu dönem ilk defa Türk devleti olan Hazarlarla savaş yapılmıştır. Osman’ın şehit edilmesinden sonra Hz. Muhammed’in damadı Hz. Ali halife olmuştur. Hz. Ali, Peygamberin eşi Hz. Aişe ile İfk Olayı sebebiyle Cemel Savaşında bulunmuştur. Hz. Ali, haricilerin suikastı sebebiyle şehit olmuştur.

Hz. Ali’nin şehit edilişinden sonra Ümeyye oğullarından Muaviye’nin halifeliğini ilan etmesi ile Emeviler dönemi başlamıştır. Muaviye kendisinden sonra oğlu Yediz’i halife tayin etmiş, keza Hz. Ali’nin oğullarından Hz. Hüseyin, Yezid’in halifeliğini tanımamıştır. Hz. Hüseyin’in Yezid’e biat etmeyip Mekke’ye gittiğini haber alan Kufeliler, ona çok sayıda mektup yollayarak Kufe’ye davet etmiştir. Hz. Hüseyin aldığı biat mektupları sonucunda Kufe’ye yola çıkmış ancak Yezid’in orduları onu ve yanında bulunan seksen kadar savaşçıyı Kerbela denilen yerde önce susuz ve aç bırakmış, daha sonra savaşarak şehit etmiştir. Kufe halkı Hz. Hüseyin’e destek vermemiş ve hatta Yezid’in safında bulunmuşlardır. Hz. Hüseyin, Kufe yolunda iken yolda rastladığı ünlü şair Ferezdak’ın ona söylediği söz aslında Kufe halkının da özeti olmuştur.

“Kufe halkının gönülleri senden, fakat kılıçları Ümeyye oğullarından yanadır.”

DİLARA ÇELİK



[1] Alak Suresi, Ayet 1-5.

[2] Nisa Suresi, Ayet 22.

  
148 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
YABANCI YAZARLAR