TÜRK YAZARLAR
Esir Şehirde Bir Kadın / Yeşim Çağla Ural

“Bizim yaşımız daha büyüdüğünde hala bir vatanımız olacak mı?”

Cemile, eniştesi Ali Kamil Bey’den, Halide Edip’in Sultanahmet Meydanı’nda yapılacak olan mitingine gitmek için izin isterken böyle söylemişti. İzmir’in işgali tüm aileyi hatta tüm milleti üzmüş, Halide Edip ise Sultanahmet Meydanı’nda “Yedi yüz senenin tarihini ağlayan minareler altında yemin ediniz!” diye halka seslenmişti. Yazarlığını Yeşim Çağla Ural’ın yapmış olduğu, Esir Şehirde Bir Kadın adlı kitabın sayfalarını 10 Nisan 1919 tarihinde açıp, Ocak 1930’da kapatırken bize o yıllar arası gerçekleşen Milli Mücadele’den, işgallerden ve Türk kızı ile Rum erkeğinin imkansız aşkından bahsedecekti. Keriman ve Hristo….

Keriman, çocukluğundan beri yanlarında çalışan ve babası Ali Kamil Bey’in çocuğu gibi gördüğü Hristi’yo aşıktı. Hristo’nun annesi doğumda ölmüş, babası Josef ise Amele taburunda vefat etmişti. Ali Kamil Bey, yetim kalan Hristo’yu yanına almış, çocukluk arkadaşı Josef’in emanetine gözü gibi bakmıştı. Hristo, masmavi gözlü, sarışın bukleli bir Rum idi. O da Keriman’ın aşkından yanıp tutuşmaktaydı. Ali Kamil Bey, Hristo ile kızı Keriman’ın aşkını hiçbir zaman anlayamamış olsa da, eşi Mehpare Hanım kızının bir Rum erkeğine aşık olmasından son derece rahatsızdı. Hem de yanlarında çalışan ve çocukları gibi büyüttükleri Hristo’ya!

Orhan, Ali Kamil Bey’in öz oğluydu. Babasının Pera’daki Ali&Yorgo adlı mağazasında Hristo ile çalışmaktaydı. Ancak çocukluk arkadaşı olan Hristo’ya karşı kıskançlık beslemekteydi. Keza Hristo çalışkan idi ve babası Ali Kamil Bey, oğlu Orhan’dan çok neredeyse Hristo’yu seviyor, dükkanın her türlü sorumluluğunu ona bırakıyordu. Orhan ise Paris’e okumaya gitmiş ancak eğitim parasını kadınlarla yemişti. En büyük zaafı, Bolşevik Devriminden kaçan Beyaz Rus kadınlarıydı. Orhan’ın kadınlara olan bu tutkusu Hristo’nun, Keriman’ın, annesi Mehpare hanım’ın ve hatta babası Ali Kamil Bey’in hayatının değiştirecekti.

Cemile ise annesini ve babasını çok erken yaşta kaybetmiş ve bu sebeple teyzesinin evine yerleşmişti. Kuzenleri ile büyüyen Cemile’nin, Keriman ile arasından su sızmıyor, kuzeni Keriman’ın bir Rum erkeğine aşık olmasından dolayı ona hep kızıyordu. Hristo, yanlarında bir Türk gibi büyümüş olsa da sonuçta Rumdu ve ülke işgal altındaydı. Keriman’ın birde ufak bir kız kardeşi vardı, Mualla. Ali Kamil Bey ise, maddi durumu gayet yerinde eski bir İttihat ve Terakki üyesiydi. Aynı zamanda çok fazla mağazası ve atölyesi de mevcuttu. Herkesin hayatı İzmir’in işgalinden sonra bir daha eskisi gibi olmayacaktı.

İzmir işgal edilmiş, İstanbul’da yaşayan Rumlar ise toplayabildikleri kadar Rum erkeği toplayıp Eskişehir civarında Türk ordusunun üzerine yürümüşlerdi. Çarlık Rusya’sının yıkılmasından dolayı birçok Beyaz Rus, İstanbul’a gelmiş, maddi durumlarının kötülüğünden dolayı Beyaz Rus kadınları geçinmek için hayat kadınlığı yapmaktaydı. İstanbul’da işgal devletlerinin askerleri kol gezmekte, başa gelen Damat Ferit Paşa ve hükümeti ise İttihat ve Terakki üyesi olanları astırmaktaydı.

Vatanperver olan 17 yaşındaki Cemile, Halide Edip’in konuşmasından sonra onunla bir araya gelmiş, Halide, bu genç kızı vatan aşkından dolayı yanına almış, iyi Fransızcası ile konsolosluklara yazılar yazdırmaktaydı. Cemile, Halide Edip’in yanında iken Anadolu’ya geçmiş, Anadolu Ajansında yazmaya başlamış ve hatta 23 Nisan 1920’de meclisin açılmasına şahitlik etmişti. Bunlar Cemile için adeta bir hayaldi lakin şimdi hepsi gerçeklemişti. Keza, Cemile bu yıllarda Adnan Adıvar’ın yanında bulunan Doktor Ahmet’e gönlünü kaptırmıştı. Doktor Ahmet, Cemile’ye, o kutsal günde meclisin açılışında evlilik teklifi etmiş, bu ikili yollarını birleştirmişti.

Orhan ise, Beyaz Rus kadınlarından bale yapan Larissa’ya aşık olmuştu. Aynı zamanda babasından çalmış olduğu para ile Votka üretimine girse de ortakları onu ortaya bırakıp Bulgaristan’a kaçacaktı. Orhan ile evlenen Larissa adını Sabiha yapmış ve ondan da Leyla adında bir kızı olmuştu. Ancak Ali Kamil Bey, oğlu Orhan’ın bir Rus kızı ile yapmış olduğu evliliği hiçbir zaman kabul etmeyecekti. Larissa’nın babasının ölümüne Troçki neden olmuştu. Beyaz Rus kadınının Troçki’ye olan düşmanlığı, Troçki İstanbul’a kaçınca daha da artmıştı. Şimdi bir şeyler düşünmeli ve babasının intikamını almalıydı. Peki nasıl? Larissa’nın kafasındaki bu düşüncenin sonucu ne olacaktı?

Kızının bir Rum erkeği olan Hristo’ya aşık olmasından son derece rahatsız olan Mehpare Hanım, acilen bir şeyler yapmalıydı. Kızının yanlış bir şey yapmasını engellemeli ve hemen kızını bir Türk ile evlendirmeliydi. Hristo, ortalıkta yoktu, kaçırılmıştı. Bu durumu fırsat bilen Mehpare Hanım, kızı Keriman ile Doktor Cihan’ı evlendirmişti. Ancak hiç hesap etmediği bir şey vardı.

Ali Kamil Bey, Hristo ile anlaşarak Türk ajanlığı yapmaktaydı. Hristo, kuzeni Yorgo ile görüşüp Rumların durumundan haberdar olacak, daha sonra bundan Ankara Hükümeti’ni bilgilendirecekti. Hristo, kuzeni Yorgo’nun yanındaymış gibi görünmek için onlara yüklü bir para verecekti. Böylece Rumların planlarını da öğrenecekti. Ali Kamil Bey ve Hristo, her şeyi konuşmuştu. Lakin durum, Orhan’ın parayı çalması ile değişecekti. Orhan, Hristo’nun kuzeni Yorgo ile konuşmalarına tanık olmuş ve Hristo’yu bir Rum ajanı sanmıştı. Parayı da Rumlara vereceğini düşününce gizlice kasadan çalmış ve kendi Viski üretimi için kullanmıştı. Ancak bu durum Hristo’nun hayatını değiştirecekti. Parayı alamayan Yorgo, kuzeni Hristo’yu Bursa dışına kaçırtacaktı. Bunu haber alan Ali Kamil Bey, Hristo’nun aslında bir Türk ajanı olduğunu kimseye anlatamayacak, oğlu Orhan’ın parayı çaldığını öğrenince hayata veda edecekti. Hristo’ya ise yalnızca Cemile yardım edebilecekti. Keriman, kaçırılan aşkı Hristo’ya kavuşabilecek miydi? Sevdiği adamın Rum ajanı olmadığını öğrenebilecek miydi?

Keriman’ın tek derdi Hristo ile evlenmekti. Ancak bir Türk kızı olduğu için herkes Rum biri ile evlenmesine kesinlikle karşı çıkardı. Keriman, Hristo ile anlaşmıştı ve bu ikili Amerika’ya kaçacaktı. Lakin Yorgo, Hristo’yu kaçırdığı için Hristo gelemeyecekti. Keriman, Hristo’nun onu sevmediğini düşünecekti. Annesinin zorlaması ile Doktor Cihan ile evlenecek olan Keriman, kalbinde her daim Hristo’yu yaşatacaktı. Öyle ki, yıllar sonra Hristo, Cemile sayesinde Türk ajanı olduğu öğrenilince Türklere yakınlığı ile bilinen Papa Eftim’in yanında yer alacak, İstanbul’a gelecekti. Ancak bu sıralar Keriman evli bir kadın olacaktı. Hristo’da Yorgo sayesinde önceden tanıştığı hemşire Agafya ile evlenecekti. Lakin, Keriman ikisinin evliliği sırasında kiliseyi basacak ve Hristo’ya gerçekleri anlatacaktı. Peki, gerçekler neydi? Hristo, karısı Agafya ile Yunanistan’a gidecek ancak ondan boşanıp tekrar İstanbul’a Keriman’ın yanına gelecekti. Hristo’nun, Keriman’ın yanına gelmesi yalnızca ona olan aşkından mıydı yoksa İstanbul’da gelip görmek için can attığı başka biri daha mı vardı?

Hristo, Cemile sayesinde Keriman’a mektup yolluyor, iki gün sonra gemi ile Atina’ya gideceğini ve Keriman’ında yanında olmasını istiyordu. Keriman, çok saygı duysa da kocası Cihan’ı sevmiyordu ve karar vermişti, Hristo ile kaçacaktı. Kuzeni ile gidip rıhtımda Hristo’yu bekleyecekti. Ancak tarih tekerrür etmiş, Hristo yine gelmemişti. Keriman ikinci kere yıkıldı. Hristo gemide idi ve sevdiği kadının onun için ağladığını görüyordu. Keriman’ı bu kadar severken niçin rıhtımda bırakıyordu? Onun için gelmiş olmasına rağmen neden onsuz gidiyordu? Geminin kalkışından bir gün önce Hristo’nun yanına gelen Mehpare Hanım’ın Hristo’ya verdiği mektup da neler yazıyordu? Gerçekte kimdi Keriman?

Esir şehirde bir kadındı. Esir şehirde, sevmediği adamın evinde yaşamak zorunda kalan esir bir kadın.

DİLARA ÇELİK

 

  
340 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
YABANCI YAZARLAR