TÜRK YAZARLAR
Hukuk ve İdare Adamı Olarak Osmanlı Devleti’nde Kadı / İlber Ortaylı

İlber Ortaylı’nın yazmış olduğu, “Hukuk ve İdare Adamı Olarak Osmanlı Devleti’nde Kadı” adlı kitap, kadılara yolsuzluk sonucunda uygulanacak cezalardan 1595 Adaletnamesi başta olmak üzere, kadı olabilmenin nitelikleri, öğrendikleri ilimleri, tayin yerleri, meslek süreleri, aldıkları ücreti, yetkileri, protokoldeki yerleri, azil edilme sebepleri ve dahasını anlatmaktadır.

Öncelikle kadılık, şer’i hukuk bilen ve bunu uygulayabilen bir memuriyettir. Tarihi gelişimine baktığımızda Abbasiler ve Emeviler’e kadar dayansa da Osmanlı Devleti’ndeki kadar yetkileri genişletilmemiştir. Kadılık, Osmanlı’da adeta büyümüş, yetişmiştir. Bir kimsenin kadı olabilmesi için bazı nitelikler aranmıştır. Bunların en başında erkek olması gelmektedir. Kadının kadı olmasına dair kitapta bir örnek verilse de istisnalar kaideyi bozmamıştır. Kadı'nın, akıl ve beden sağlığının yerinde olması, iman sahibi ve adil olması, yeterli derecede hukuki bilgiye sahip olması, reşid olması en başta aranan niteliklerdendir. Oldu ki bir kadı zamanla bu niteliklerinden bazılarını kaybetti. O vakit kadı olan kimse azil edilmektedir. Yolsuzluk yapmak ve imandan sapmak en büyük azil sebebidir.

Kadılar ilk olarak ilmiye sınıfında eğitim görmüşler, daha sonra bir kadı mahkemesinde staj yapmışlar ve yeterli olurlarsa padişah beratıyla tayin edilmişlerdir. Okulunu bitiren, stajını başarı ile geçen ve tayin olan kimsenin adı ruznameye yazılmış ve mesleğe başlamıştır. Lakin, kişinin adı ruzname defterinde olmaz ise mesleğe geçememiş eğer meslekte ise azil edilmiştir. Kadının adının ruznamede bulunması bir nevi mezuniyet belgesi işlevi görmektedir.

Tayin olan kadı, eğer Mevleviyet payesine haiz ise bir yıl, değilse 20 ay süreyle yeniden tayin olmuştur. Görev yerine gelen kadı ilk olarak buraya “berat resmi” denen bir vergi ödeyip öyle mesleğe başlamıştır. Kadı görev süresince vefat eder ise, bölgedeki beylerbeyi vilayet ulemasından birini vekaleten tayin etme yetkisine de sahip olmuştur.

Kadı, şer’i hukuk uygulayıcısı olmasının yanı sıra, lonca düzenine bakmış, esnaf ve sanatkarları kontrol etmiş, ekonomik hayatla yakından ilgilenmiş, vakıfları denetlemiş, bölgenin asayişinden sorumlu olmuş, imar nizamını korumuş, askeri sınıf mensuplarının teftişine bakmış ve aynı zamanda noterlik de yapmıştır.  Tüm bu vasıflara ve işlere sahip olan kadıya yardım edenler de olmuştur. Bunlar, vergi toplama ve asayişle sorumlu olan subaşı, esnaf dükkanlarına hırsız girmesini önlemekle mükellef yasakçı, kadı bir yere gittiğinde yerine yönetimi sağlayan kale dizdarlarıdır.

Eğer kadı olan bir kimse yolsuzluğa bulaşmış, padişahın hükümlerine uymamış ya da halk onu şikayet etmişse, padişah bir müfettiş paşa yollayıp kadıyı denetlettirmiştir. Kadı eğer gerçek anlamda suçlu ise en başta meslekten azil edilmiştir.

Osmanlı Devleti, bünyesindeki kimseleri kadı olmaları için çok yönlü yetiştirmiştir. Ne yazık ki, en başta çok sağlam olan kadılık makamı yerini zamanla adam kayırma, halkı kandırma, vergi kaçırma, para çalmaya bırakmıştır. O vakitte ortaya en başta bahsettiğimiz 1595 Adaletnamesi çıkmıştır.

Keşke bizler de adam kayıranlara, halkı kandıranlara, vergi kaçıranlara, para çalanlara, 1595 Adaletnamesi'ndeki hükmü uygulayabilsek.

 

“Kadılar dahi dibekte dögülüb helak olub”[1]

 

DİLARA ÇELİK



[1] 1595 Adaletnamesi hükmü

Dibek: Taştan ya da ağaçtan yapılmış, genellikle tahılın kabuğunu ayıklamada, tahıl ve benzeri şeyleri ezmede yararlanılan büyük havan.

Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
163 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
YABANCI YAZARLAR