TÜRK TARİHÇİLER
Cumhuriyet’in İlk Yüzyılı 1923-2023 / İlber Ortaylı & İsmail Küçükkaya

İsmail Küçükkaya: “Türkiye için, geleceğimiz için sizi en çok endişeye sevk eden sorunumuz?”[1]

            İlber Ortaylı: “Etnik sorundur. Türkiye’nin tek ciddi sorunudur.[2] Sürekli “faşist Türkler”den bahsederek problemin çözümüne yaklaşılmaz.”[3] 

İlber Ortaylı, İsmail Küçükkaya’nın kendisine yönelttiği soruya böyle cevap vermişti. “Son İmparator Aldülhamid” ile açtığımız kitabın kapağını  “Yüzüncü Yılında Cumhuriyet” ile kapatıyoruz. Kitabı okurken tarihin her sahnesine tanıdık ediyor, yeri geliyor Abdülhamid’in Dolmabahçe Sarayı’nı yaptırışına, Birinci Meclis’in kuruluşuna, Adnan Menderes ile Atatürk’ün tanışmasına ve çok daha fazlasına şahitlik ediyoruz.

Kitabın sayfalarını ilk araladığımızda günümüzün en çok tartışılan isimlerinden Abdülhamid karşılıyor bizi. Kimileri Kızıl Sultan diyor ona, kimileri Ulu Hakan. Hilafet müessesini temsil ettiğini bildiğimiz Abdülhamid aynı zamanda Ulusçu olarak da çıkıyor karşımıza. Demiryolu atılımlarında bulunmuş, okul ıslah çalışmaları yapmış bir Türk Hakanı. Son İmparator diyor onun için İlber Ortaylı. Abdülhamid ile kalmıyor, Abdülaziz’den de bahsediyoruz kısaca. Avrupa seyahatine çıkmış, Avrupa müziği tarzında besteler yapmış bir padişah olduğunu görüyoruz. Kumarbaz diye bahsedilen Abdülaziz’in, spor ve resim ile ilgilendiğini de öğreniyoruz. Keza yaptığı bestelere söylenecek söz yok. Hem Alafranga hem Alaturka bestekar kendisi.

Abdülaziz ve Abdülhamid’den bahsedip de İttihat ve Terakki’den bahsetmemek olur mu? “Tıbbiye bahçesinde kurulan bir talebe cemiyetinin kuruluşu tesadüf değildir” diye cevaplıyor İlber Hoca. "Anayasal monarşi ve hürriyet istiyoruz" diyerek Abdülhamid’e karşı ayaklanıyor genç subaylar. Kimler mi var bu cemiyetin içerisinde? Namık Kemal, Ahmet Cevdet Paşa, Fuat Paşa, Enver Paşa, Mustafa Kemal Atatürk ve dahası. Mustafa Kemal ile arasında olan rekabete herkes şahitlik ediyor Enver Paşa’nın. Öyle ki Enver Paşa, Mustafa Kemal’in Harp Mecmuasına fotoğrafının koyulmasını dahi istemiyor. İttihat ve Terakki tasfiye oluyor ancak Birinci Dünya Savaşı ve sonrası da zihniyeti hala devam ediyor. Partiden çok ittihatçılık kavramı çıkıyor gün yüzüne. Buna en büyük örneği Celal Bayar Yassıada'da yargılanırken “Benim Partim” derken İttihat ve Terakkiden bahsederek seriyor gözler önüne.

Sonrası Milli Mücadele… Mustafa Kemal’in ön plana çıkışından başlıyoruz ilk. Denilir ya “yatan aslandan, gezen tilki yeğdir”. Tam da öyle oluyor. Mustafa Kemal’i fark eden Vahdettin, onu gönderiyor Karadeniz’deki ayaklanmayı bastırması için. Daha sonra işgal konusunda Vahdettin ile görüşüyor ancak destek vermiyor Vahdettin. Padişah desteği alamayan Mustafa Kemal, işgale karşı tek başına direniyor. Birinci Meclis kuruluyor, saltanat ve hilafet kaldırılıyor. Alfabenin kabulü ve partilerin kurulması izliyor birbirini ardı sıra. Lakin ne Mustafa Kemal’in ne de hanedanın son temsilcileri Osmanoğulları ve onların çocuklarının ağzından kötü bir söz çıkıyor. Mühim olan devlettir deniliyor, hanedandan kimsenin malına el konulmuyor, Osmanlı’dan kalan borçlarınsa tamamı ödeniyor.

Atatürk’ün hayata gözlerini yummasıyla Atatürk dönemi sona eriyor, İsmet İnönü geçiyor başa. Tarihimizin ikinci Cumhurbaşkanı ve ikinci adamı kendisi. İsmet İnönü hükümetinden ve yaptığı politikalardan bahsediyoruz. Celal Bayar’dan, döneminde Ticani hareketinin çok etkin olduğu Adnan Menderes’ten, bu dönemde yıkılan külliyelerden, Amerika ile olan ilişkilerimizden ve en sonda 1960 darbesi ile son bulan Menderes Hükümetinden. Daha sonra Süleyman Demirel ya da takma adıyla Morrison Süleyman, İslam Birliği Kurma hedefi olan Necmettin Erbakan, Kıbrıs Fatihi Karaoğlan Bülent Ecevit, 1971 muhtırası, 1980 darbesi, Turgut Özal ve Anap’ın felaketi izliyor birbirini.

2000'li yıllara gelince Milli Görüş içinden ayrılan Yenilikçiler karşılıyor bizleri.  Ayrılan bu grup kuruyor Ak Parti’yi. Kurucuları arasında Abdullah Gül ve Recep Tayyip Erdoğan da var. İktidara gelen ve hala iktidarda olan Akp hükümetinden konuşuyoruz. Yeri geliyor Kürt sorununa değiniyoruz, yeri geliyor Ermeni tehcirine.

Bir dönem gazetelerde, sosyal medyalarda, televizyonlarda yer alan 2023 konusuyla son buluyor kitabımız. Lozan Barış Antlaşması’nın 2023’de son bulması palavrasından, şu an çıkartıp işleyemediğimiz iddia edilen ama aslında gayet de çıkarabildiğimiz bor madeninden ya da belki de başkanlık sistemiyle değişime uğrayan rejimimiz cumhuriyetten bahsediyoruz. Lozan için bir barış antlaşmasıdır. Üstüne yeni bir antlaşma yapılmadan son bulmaz diye cevap verirken Cumhuriyet için ise son sözü İlber Hoca’ya bırakıyoruz.

“Türkiye bir cumhuriyettir. Ve İslam dünyasının en önemli cumhuriyetidir. En sağlam müessesedir. Cumhuriyetin kurumları onun teminatıdır.”[4]

 

DİLARA ÇELİK

 

[1]İlber Ortaylı & İsmail Küçükkaya, Cumhuriyet’in İlk Yüzyılı 1923 – 2023, Kronik Kitap, 2012, İstanbul, s. 236

[2]Age., s. 236

[3]Age., s.237

[4]Age., s.284

Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
127 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
YABANCI TARİHÇİLER