TÜRK TARİHÇİLER
Osmanlı'da İsyan İklimi / Sam White

Öncelikle kitabın ismini çok beğendiğimi söylemek isterim. Hem konuyla içten ilgisi hem de göndermelere açık duruşuyla böyle bu. Ayrıca 2012 yılında iki ödül birden almış bir bilimsel tarih çalışması olduğunu söylemekte yarar var. Albert Hourani ve M. Fuad Köprülü, Middle East Studies Association ve Turkish Studies Association ödüllerine layık bulunmuş Osmanlı’da İsyan İklimi. Altbaşlığı ise ayrıca ilgi çekici; Erken Modern Dönemde Celali İsyanları. Dahası oldukça zengin bir kaynakça eklenmiş kitaba. Bu kaynakça bir yandan yazarın ilgisini bize verdiği kadar dönem ve konuya açılan genişliğin de işareti sanki. Bibliyografyalar hazine sandıkları gibi gelir bana hep.

Nurettin Elhüseyni’nin okunulası çevirisi ise ayrıca akışkanlık katıyor esere. Lakin, kitabın asıl ilgi çeken bir yanı da, bir tarihçiden çok, romancının sorabileceği ve bağlamlaştırabileceği noktalardan hareket etmesi. Biraz yeni bir yöntem olması biraz da fantastik çağrışımlar taşıması bakımından, Osmanlı Celali Ayaklanmaları’nı, o dönemin küresel çevre krizinin paralelinde okumaya tabii tutmak cesaretli olduğu kadar olumlu anlamda indirgemeci bir yaklaşım olarak da görülebilir. Hayal unsuru bilgi ve belgeye bağlandıkça kim ne diyebilir ki! Sam White okurda oluşacak soruları/sorunları öngörürcesine dolayımdan kaçınmayan, içerden olduğu kadar çevreden de güç alan yaklaşımları ile abartısız okumaya değer bir bütünlük sunuyor bize. Ana şemsiye küresel iklim değişimlerinin tarihte oynadığı rol olsa bile, dengeyi tarihin içinde kalarak kurmayı başarıyor. Fantastik bir metin değil tarih çalışması okuyoruz sonuçta.

Türk tarihçilerin yorumları

Kaynakça, yoğun bir bilimsel yelpaze sunmakla birlikte, içteki metin başka bir olguyu gösteriyor bize. Osmanlı tarihçileri içinde, Mehmet Genç, Cemal Kafadar ve Halil İnalcık gibi isimlerin kaynaklık etme kapasitelerini açığa çıkarıyor. Bu açıdan, Türk tarihçilerinin yetkin yorumlarının arkadan gelen araştırmacılara ufuk olduğunu görüyoruz. Nitekim, Sam White, Osmanlı İktisat Tarihi’nin refleksleri ve kavram üretme kabiliyetini sergilemesi bakımından, Mehmet Genç ve onun “iaşecilik” meselesini kendi çalışmasının da ana yollarından birisi olarak seçiyor. Bu bilimsel anlamda tarihçiliğimizin referans değerini de ifade ediyor.

Bir dönüm noktası

Yazarın hemen girişte açıklıkla vurguladığı gibi kitabın ana felsefesi, temel sorusu; “Küçük Buzul Çağı” denilen küresel bir iklim değişmesinin, 1600 dolaylarında Osmanlı İmparatorluğu’nu nasıl da yıkılmanın eşiğine sürüklediği ve bunun öncesi ve sonrasında Osmanlı siyasal, idari ve ekonomik sisteminin hangi reflekslerle harekete geçtiği meselesidir. Üstelik hem Osmanlı ekonomik hem de sosyal sistemi içerisinde koyundan, evet koyundan yola çıkılarak nasıl da bir tür ters okumanın işletilmediği sorusunun alabildiğine genişletilmesidir. Özellikle krizin başladığı sürede “Osmanlı Tedarik Sistemi”nin işleme kabiliyeti sorgulanmakta, 17. ve 18. yüzyıl Osmanlı tarihi üzerine geliştirilen popüler ve kaynaklara dayanmayan çarpıtıcılığın nasıl da etkin olduğu ayrıca gözden geçiriliyor. Dahası White başka bir iddiayı dile getirir; “Osmanlı örneği bu küresel olayda sadece nüfus baskısının ve iklim felaketlerinin rolüne ışık tutmakla kalmaz, dünya tarihinde bir dönüm noktası olarak genel krizin önemini de vurgular.” Şimdilerde çok moda olan, küresel ekonomik kriz kavramına ekoloji etkisiyle yaklaşan ayrıksı bir inceleme yoludur bu.

Modern tarihçiliğin geniş ilgileri içinde, tıpkı imparatorluk gibi geniş bir algı ve yaklaşım gelgitleri işletiyor yazar. Bu onun metninin ritmini canlandırıyor. Küresel iklim krizinin kaçınılmaz sonucu olarak, kıtlık, salgın hastalık, savaş ve ölüm, Osmanlı tedarik sisteminin başlangıçtaki mükemmel yapısının belini nasıl kırdı bunu araştırıyor. Karaman bölgesi gibi tarihsel derinliği olan noktaların da ateşleyici rolünü vurguluyor. Kısacası iklim isyanı tetikledi. İsyan, içeride başlasa da yakıcı rüzgârı dışarıdan gelmişti, küreseldi diyor. İlginç ve yeni bir yaklaşım. İlerleyişi de sağlam. Okumaya değer. Hatta roman gibi.

Ömer Erdem

Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
224 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
YABANCI TARİHÇİLER