TÜRK TARİHÇİLER
Bizans İmparatoru Büyük Theodosius / Radi Dikici

İstanbul’da Sultanahmet’e yolu düşen ister bir turist ya da İstanbul’un bir yerlisi olsun, gözüne ilk çarpanlardan biri tarihi hipodromun ortasında yer alan Mısır obeliski olacaktır. Her ne kadar Mısır’dan getirilmişse de bir adı da Theodosius Obeliski olan taşın mermer tabanında yer alan kabartmalarda ise zaferi temsilen elinde taç tutan bir imparator figürü tasvir edilir. Çoğu ziyaretçi için sadece dikkat çekici bir tarihi figür olarak kalır. Bakar, kısa süreyle inceler ve yürür giderler. Tarihe biraz meraklı olanlar ise araştırdıklarında, o kabartmalardaki figürün tarihin gördüğü en önemli imparatorlardan birine ait olduğunu öğrenirler; Doğu ve Batı Roma’nın birlikte son imparatoru olan I. Theodosius’a… İşte o merak duygusu bugünümüzle en uzak tarihimiz arasındaki mesafeyi katedip, dünümüze dokunabilmemizi sağlar, tarihin içinde hâlâ bir sır olarak kalmayı sürdüren hikâyeleri günümüze taşır.

Radi Dikici, kısa süre önce genişletilmiş altıncı baskısını yapan Bizans İmparatorluğu Tarihi’ni kaleme almakla kalmamış, imparatorluğun önemli bir dönemini bir nehir roman üslubunda anlatan iki de roman yayımlamıştı; Theodora ve Büyük Konstantin: Helena ve Fausta… Şimdi ise Bizans İmparatorluğu’nun 235 yıllık dönemini kapsayan bu romanların üçüncü ve son halkası olan Büyük Theodosius ile üçleme tamamlanıyor.

Büyük Theodosius, Helena ve aynı zamanda Büyük Konstantin’in de torunu olan oğlu Theodosius’un Konstantinople’dan ayrılarak, İspanya’daki akrabalarının yanına sığınmasıyla başlıyor. Baba tarafından Konstantin’in anne tarafından ise Licinius’un torunu olan Yaşlı Theodosius’un taht üstünde taşıdığı kritik önem uzun yıllara yayılan bir sır olarak saklanacak olsa da onun oğlu olan Theodosius’un başarılı bir asker olarak başlayan “kariyerinin”, dönemin İmparatoru olan Gratianus tarafından Doğu Roma İmparatoru olarak atanmasıyla sonuçlanmasıyla, tarihin gizemli koridorları arasında saklı kalmış ilginç bir “ilahi adalet” öyküsünü daha öğrenmiş oluyoruz. I. Theodosius, tahta geçer geçmez ne denli başarılı bir hükümdar olacağının sinyallerini veriyor. Yalnızca imparatorluğun doğu ve batı sınırındaki tehlikeleri yatıştırıp uzun süreli bir barış sağlayarak imparatorluğun refah içinde gelişmesini sağlamakla yetinmiyor; tahtta kaldığı süre boyunca imparatorluğun o zaman dek resmi dini olan paganlığın son kalıntılarını da silip atıyor, bir kez daha İznik konsülünü toplayıp yeni resmi din olan Hıristiyanlığı iyice güçlendiriyor. Bu arada Konstantinople başta olmak üzere imparatorluğun Roma gibi diğer güç merkezlerini de şehircilik anlamında elden geçiriyor.

Theodosius hakkında her şey

Kitabın en dikkat çekici yanı Dikici’nin Theodosius’u etiyle kanıyla gerçek bir insan olarak resmediyor olmasında yatıyor. Öykü boyunca yalnızca imparatorun aile çevresini tanımış olmakla kalmıyor, onların arasındaki sıcak aile ilişkisine de tanık oluyoruz. Gerek Theodosius gerekse diğer imparatorluk üyeleri birbirlerine sıcak ilişkilerle bağlı kişiler olarak resmediliyorlar. Dikici satırlarında, dünyanın en güçlü imparatoru olsa da I. Theodosius’un çok sevdiği eşlerini ya da aile üyelerini kaybettiğinde yaşadığı acıyı da, aşk karşısında hissettiği duygusallığı da, bir imparator olarak sergilediği gücü de aynı zenginlikte duyumsatarak, karakterin duygusal derinliklerini tüm yönleriyle yansıtıyor.

Bir zamanlar Theodosius gibi bu topraklarda yaşayan güçlü ve yenilmez imparatorlar ile güzel ve akıllı imparatoriçeler vardı. Hepsi de mitolojik tanrı ve tanrıçalarınkini aratmayan özellikte hayatlar yaşadılar. Şimdi ise yalnızca tarihi eserler üzerindeki suretleri kaldı. O suretlerin ardındaki saklı hikâyelerin dile gelmesi için Radi Dikici gibi yılmaz araştırmacılara daha çok ihtiyacımız var.

Elif Tanrıyar

Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
172 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
YABANCI TARİHÇİLER