TÜRK TARİHÇİLER
Patrona Halil - Eski Bir İstanbul Hikayesi / Maurus Jokai
Lale Devri bütün ihtişamı ile sürüyor... 18. yüzyıl İstanbul’una damga vuran lale bahçeleri, köşkler, eğlence âlemleri... Düzenlenen büyük festivallerde bir uçtan bir uca aydınlatılan bir şehir: İstanbul. Bu sırada İmparatorluğun uzak köşelerinde korkunç çarpışmalar yaşanmakta. İmparatorluk her geçen gün toprak kaybediyor. Bir avuç deneyimli devlet adamı dışında saray âlemi yaşananların vahametinin farkında değil. Hem imparatorluğun kötü gidişatı hem de yaşadıkları yoksulluğun etkisiyle halkın hoşnutsuzluğu her geçen gün artıyor. Bu gidişata İstanbul’da Patrona Halil adında esnaf eskisi bir yeniçeri tarafından başlatılan isyan son verecek ve İmparatorluğun içindeki güç dengeleri o güne kadar hiç olmadığı bir şekilde değişecektir.

Maya Yayınları Macar yazar Maurus Jokai’nin Patrona Halil Eski Bir İstanbul Hikayesi isimli romanını yayımlandı. Egemen Yılgür’ün çevirisiyle okura ulaşan romanda Osmanlı İmparatorluğu tarihinin tartışmalı bir kesiti farklı bir bakış açısından ele alınıyor. Özellikle televizyon dizileri ile ilgili tartışmalar nedeniyle daha da güncelleşen Osmanlı tarihinde Yeniçeri Ocağı ve onun öncülüğündeki isyan hareketleri genellikle imparatorluk tarihinin kara lekeleri olarak görülmektedir. Öyle ki Osmanlı tarihçileri Yeniçeri Ocağı’nın kaldırıldığı tarihi “Vaka-i Hayriye” olarak adlandırmışlardır. Jokai’nin romanında ise Yeniçeri Ocağı aksine dara düşenlerin sığındığı güvenli bir kaledir. Nitekim isyancı Eşref Han can korkusuyla yeniçerilere sığınmış ve onlar sayesinde “İstanbul’un orta yerinde can korkusu olmadan yaşamıştır.”

Aynı şekilde Patrona Halil ve arkadaşları da kendilerini korumak için Yeniçeri Ocağı’na sığınacak, Patrona Halil giderek yeniçerilerin önderi haline gelecektir. Kısa bir süre sonra ise onun önderliğinde Yeniçeri Ocağı bir isyan gücü haline gelecek ve İstanbul’daki güç dengelerini bütünüyle değiştirerek Lale Devri’ne son verecektir. Ne var ki bu başarı daimi olmayacak deneyimli devlet adamları kısa zamanda gücü yeniden ellerine alarak isyanın liderleri bizzat başka yeniçerileri kullanarak katledeceklerdir.

Osmanlı tarihçisi Hammer’ın anlatısını temel alan romanda büyük ölçüde kurgusal bir içeriğin bulunduğu görülüyor. Diğer taraftan Yeniçeri Ocağı’nın yozlaşmış bir askeri kurum olmak yerine saraya karşı İstanbul halkı ve esnaflarını koruyan bir güç odağı olarak değerlendirilmesi noktasında Jokai’nin yalnız olmadığını söylemek gerekiyor. Zira tarihçi Reha Çamuroğlu da hem romanlarında hem de konuyla ilgili yazılarında ocağın misyonunu farklı yorumlamış ve Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılışının Ortodoks tarihçilerden farklı olarak “Vaka-i Şerriye” olarak adlandırmıştı. Şüphesiz ki tarih tartışmalarında konuya nereden baktığımız varacağımız sonucu değiştirebilmektedir. Jokai’nin romanında Lale Devri ve ona son veren isyanın hem saray çevresinin hem de İstanbul halkının gözünden anlatılıyor oluşu romanın başarı hanesine yazılmalıdır.

Güçlü İstanbul betimlemeleri ve İstanbul’un çok kültürlü yapısını yansıtan detaylı aktarımı ile romanın özellikle tarihe meraklı okurlar için kaçırılmayacak bir içeriğe sahip olduğunu vurgulamakta yarar var.

Dilek Kösedağı
Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
160 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
YABANCI TARİHÇİLER