TÜRK TARİHÇİLER
Jön Türkler ve Komplo Teorileri / Haluk Hepkon

Jön Türkler ve Komplo Teorileri isimli çalışmayı  elime alınca eski bir alışkanlıkla önce içindekiler sayfasına bir göz attım. Kitapta masonluk ve Siyonizm gibi ilgilendiğim ve günümüzde de önemini sürdüren konuların varlığı ilgimi çekti. Kitap “Komplo teorilerinin Batı’da ortaya çıkışı”, “Osmanlı Devleti’nde masonluk ve Yahudilik”, “ İngiltere ve komplo teorilerinin yayılması”, “Tarihi gerçekler ve günümüz komplo teorileri” gibi başlıklar içeriyor. Kuşkusuz bu başlıkların hepsi de ilgi çekici ama öncelikle komplo teorilerinin günümüzdeki etkilerini inceleyen son bölüme ilgi duymam kaçınılmazdı.

Söz konusu bölüm, İkinci Meşrutiyet döneminde İstanbul’daki İngiliz Başkonsolosluğu’nda baştercüman olarak çalışan Gerald Fitzmaurice’in 1939 yılında ölümünün ardından hakkında söylenen “İlham verme gücü muazzamdı” kaydıyla başlıyor. Kitapta normalde ismine hiçbir ansiklopedide rastlanmayan Fitzmaurice’den bahsedilmesi, gerçekten dikkatimi çekti. Eserin sonuç kısmından Fitzmaurice’in günümüzün politikalarının ve komplo teorilerinin oluşumunda önemli bir rolünün bulunduğu anlaşılıyor. “İlham verme gücü muazzamdı” ifadesinin, o çağda dünyanın en büyük gücü olan İngiltere’nin, yani  “üzerinde güneş batmayan İmparatorluk”un, en etkili gazetesi The Times’da çıkmış olması önemli. Bu durum Fitzmaurice’in kendi çevresindeki etkisinin ve saygınlığının kanıtı olmalıdır.

20. yüzyılın ilk yarısında yaşamış ve kendi devletinin dışişleri kadrolarında görev almış, ama bırakınız başbakanlığı ya da dışişleri bakanlığını, bir müsteşarlığa ya da genel müdürlüğe bile atanmamış birinin “muazzam ilhamlar verdiğinden” bahsedilmesi, kitabın konusunu oluşturan komplo teorilerinin 21. yüzyılı bile etkileyecek bir rolü bulunduğunu kanıtlıyordu. Daha doğrusu, günümüzdeki politikaların yüzyıldan daha eski bir kökeni bulunduğunu…

Bir dönemin başlangıcı

Bu kökeni anlamak için biraz geriye dönelim. Osmanlı’da İkinci Meşrutiyet’in ilanından bir hafta sonra İngiliz Dışişleri Bakanı Grey’in İstanbul’daki İngiliz Elçiliği’ne gönderdiği talimat yeni bir dönemin başlangıcıydı: “Türkiye gerçekten meşrutiyet idaresi kurar ve bunu yaşatıp kuvvetlendirirse, bu halin sonuçları daha ileriye varır. Bunun Mısır’da etkileri müthiş olur, Hindistan’da kendisini hissettirir. Şimdiye kadar her nerede Müslüman tebaamız varsa onlara diyebildik ki dinlerinin başkanı (halife) tarafından idare edilen ülkelerde merhametsiz bir istibdat vardır. Halbuki bizim istibdadımız şefkatlidir… Fakat Türkiye’de şimdi parlamento hayatı başlarsa ve işler de düzelirse Mısır’da meşrutiyet isteği çok kuvvetlenecek, bizim buna karşı koyma gücümüz çok azalacaktır.”

Komplo teorileri bu dönemin sonunda ortaya çıkacaktı. Söz konusu dönemde İngiltere’nin İstanbul’daki en büyük istihbarat kaynağı Gerald Fitzmaurice idi.  Fitzmaurice’in İttihat Terakki hakkındaki değerlendirmesi 29 Mayıs 1910 tarihinde İngiltere’nin 1908’den itibaren Osmanlı Devleti nezdindeki elçisi olan Lowter’in imzasıyla Londra’ya gönderildi. Jön Türkler ve Komplo Teorileri’nde aynen aktarılmış olan bu rapor, komplo teorilerinin nasıl üretildiğinin ve kullanıldığının en güzel örneğini vermektedir.

Komplo teorisi üretme işi daha sonra da devam etti. İttihat Terakki’ye ve Balkanların kaybından sonra başlayan Türkçülük hareketine karşı tam bir komplo tezgâhı kuruldu. Aynı tezgâh Araplara bağımsızlık kazandırma oyunu esnasında da işliyordu. Araplar ancak Atatürk’ün dünyayı şaşırtan büyük zaferinin ve cumhuriyeti kurmasının ardından komplo teorilerinin kurbanı olduklarını fark ettiler. Türkiye kapitülasyonları kaldırıp bütün vatandaşlarını eşit ve özgür insanlar haline getirirken, kapitülasyonların hâlâ geçerli olduğu Arap âlemi ve İran’da komplo teorilerinin etkisi sürüp gitti.

Komplo teorilerinin yaptıkları bunlarla sınırlı kalmadı. Başlangıçta Siyonist akıma karşı görünen İngiltere’nin 1917 yılında, yani savaşın çıkmaza girdiğinin düşünüldüğü bir zamanda, Amerika’dan borç para alabilmek için Balfour Deklarasyonu ile Filistin’i Yahudi ülkesi ilan etmekten kaçınmaması hiç şüphesiz komplo teorilerinin en başarılı girişimiydi. Kabul gerekir ki neredeyse yüzüncü yılı tamamlayacak bu oyun, insanlığın en büyük karmaşalarından birini oluşturmaya devam ediyor.

Yeni ‘Resmi Tarih’ ve komplo teorileri

Haluk Hepkon, Jön Türkler ve Komplo Teorileri’nde söz konusu teorilerin Avrupa ile Osmanlı’da ortaya çıkış ve yayılmasını karşılaştırarak inceliyor. Hepkon ayrıca dünya politikasında etkili bir rol oynayan komplo teorilerinin Türkiye’de hâlâ bilimsel olarak incelemeye değer bulunmamasını eleştiriyor. Yazara göre, önemsenmeyen komplo teorilerinin siyasal hayattaki etkileri giderek artıyor ve bu etki “akademik” alana yayılıyor. Daha da kötüsü Türkiye’nin yeni “resmi tarihi” komplo teorileri etrafında şekilleniyor.

Hepkon kitabında komplo teorilerinin son yıllarda neden güç kazandığı sorusuna da yanıt arıyor ve şu değerlendirmeyi yapıyor: “Doksanlı yıllarda komplo teorileri bütün dünyada yükselişe geçmişti. Siyasal planda gericiliğin, ideolojik planda küreselleşmeciliğin ve kültürel planda postmodernizmin atağa geçtiği bu dönemde Türkiye’nin de bu yükselişten payına düşeni alması kaçınılmazdı. Öte yandan yirmi dört ülkenin sınırlarını değiştireceği ilan edilen ‘Büyük Orta Doğu Projesi’ , Irak’ın işgali, Kuzey Irak’ta kurdurulan Kürt devleti, bölgede İsrail’in artan saldırganlığı, AKP iktidarının ABD ile fazlasıyla yakın ilişkileri ve daha birçok olgu Türkiye’de büyük bir toplumsal ve siyasal krize neden olmuştur. Bu tabloya Cumhuriyet Devrimi’nin kazanımlarının yok edilmesini ve İslamcılığın güç kazanmasını da eklemek gerekiyor. Bütün bunlar komplo teorilerinin yayılması için kültürel bir ortam hazırlamıştı.”

Haluk Hepkon komplo teorileriyle ilgilenmesinin bir diğer gerekçesini ise şöyle açıklıyor: “İçinde bulunduğumuz siyasal atmosferle ilgili olarak İttihat ve Terakki’nin Yahudiler, Dönmeler ve masonlar tarafından kurulduğu ya da yönetildiği iddiaları günümüzde cumhuriyet rejimine, ya da onun bakiyesine karşı yürütülen kampanyanın en önemli silahı haline gelmiş durumda. Komplo teorileri Ergenekon, Balyoz ve benzeri operasyonları yürütenler tarafından hararetle savunuluyor.” İngiliz emperyalizminin Jöntürk Devrimi’ne karşı üretip yaygınlaştırdığı -Oryantalist hatalarla yüklü- komplo teorilerinin, günümüzde cumhuriyetin devrimci birikimiyle hesaplaşma yanlısı çevreler tarafından kullanılmasının geçersizliğini kamuoyunun önüne sermek Jön Türkler ve Komplo Teorileri’nin en birinci hedefi. Dolayısıyla dikkatle okunması gereken bir çalışma.

Orhan Koloğlu

Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
194 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
YABANCI TARİHÇİLER