TÜRK TARİHÇİLER
Bir Aile Üç Asır / Emine Fuat Tugay

Emine Fuat Tugay’ın İngilizce olarak yazdığı ve Three Centuries: Family Chronicles of Turkey and Egypt adıyla Oxford University Press tarafından 1963 yılında basılmış olan bu kitap, Şeniz Türkömer’in akıcı çevirisi ve editör Emre Yalçın’ın titiz çalışmalarıyla Bir Aile Üç Asır başlığı altında Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları tarafından okurlara sunuldu.

Kitap, arşivlerden ve ailenin eski albümlerinden sağlanan yüz elliyi aşkın fotoğrafla zenginleştirilmiş. Açıklama ve güncelleme gerektiren yerlere yetmişi aşkın dipnot eklenmiş. Kitabın sonundaki dizin aracılığıyla okuru, bilgi edinmek istediği yüzlerce kişiye ulaşabiliyor. Ekinde ayrıca güncellenmiş aile ağaçları da sunulmakta.

Bir Aile Üç Asır, Kavalalı Mehmet Ali Paşa (1769-1849) ile başlayan Mısır Hanedan ailesiyle kökleri 17. yüzyıla uzanan Anadolu kökenli Katırcıoğlu ailesini ve çevrelerindeki kişileri tarihsel gerçekler dizini içerisinde bir öykü tadında anlatıyor. Anne tarafından Mısır Hanedanı’na, baba tarafından Katırcıoğlu ailesine mensup olan yazar kendisinin tanık olduğu dönemi anlatırken 19. yüzyıl sonları ile 20. yüzyıl başlarında üst sınıflarda yer alan Osmanlı bir ailenin yaşantısına, inançlarına, âdet ve geleneklerine ışık tutuyor.  

Bir zamanlar moda

Hıdivleri, eşlerini, prens ve prensesleri, ihtişamlı düğünleri, paşa, şeyhülislam gibi yüksek rütbelileri ve onların ailelerini, saray adabı ve entrikalarını, hizmetliler ordusunu, yabancı matmazel ve eğiticileri ve de 31 Mart vakası, Trablusgarp ve Balkan Harpleri, İstanbul’a mülteci akını gibi önemli olayları günlük yaşama yansıyan yönleriyle anlatan kitabın sonundaki ek bölümde ise, sıklıkla merak konusu olan köleliğin Osmanlı İmparatorluğu’nda nasıl uygulandığı açıklanmakta. 1889 yılında yasaklanana kadar köleliğin en insani şekilde uygulandığı bu topraklarda, köleler kanunlarla korunurmuş. Köle bir kadının efendisinden olan çocuğu da himaye altına alınır, ne mevkii ne de babanın ölümünden sonra miras bakımından meşru karısından olan çocuklarından ayrı tutulurmuş.

Katırcıoğlu ailesinden Gazi Ahmed Muhtar Paşa’nın (1877-78 Osmanlı-Rus savaşında Doğu Cephesi komutanı) oğlu Mahmud Muhtar Paşa ile Hıdiv İsmail Paşa’nın kızı prenses Nimetullah’ın ilk çocuğu Emine (Emine Fuat Tugay, 1897-1973) İstanbul Boğazı’nda Emirgan’da dedesinin muhteşem yalısında doğar ve gençlik yıllarını Moda’da Mermer Konak’ta geçirir. Kadıköy’ün en güzel semtlerinden biri olan Moda’ya gezmeye gelenler, sahilden vapur iskelesine doğru uzanan yürüyüş yolu üzerinde bugün Kadıköy Kız Lisesi’nin yönetim binası olarak kullanılan Mermer Konak’ı göreceklerdir. Mermer Konak’ın geniş bir taraçadan dik olarak denize inen, büyük ağaçların gölgelediği bir bahçesi varmış. Yakındaki kuleli köşkte, Levantenlerden William Whittall oturuyormuş. Moda’nın bu sahilinden eski İstanbul, muhteşem ve zarif siluetiyle tam karşıda, Marmara’nın mavi sularının öte yanında, kubbe ve minareleriyle görülür. Bugün cıvıltılı kalabalıklarla dolu kafeleri, dondurmacıları ve çay bahçeleriyle ünlü Moda, o günlerde insanların atla dolaşabildiği kırlık bir yermiş.

Meyve bahçeleri ve tarlalar arasından tozlu yollar uzanırmış. Moda’nın Kalamış Koyu yanında şimdi bulanık ve pis kokulu sularıyla Marmara’ya akan Kurbağlı Dere, eski günlerde iri balıklarla dolu ve pırıl pırıl temiz bir akarsuymuş. Bu akarsuyun her iki kıyısındaki geniş çayırlıklar doludizgin at koşturmaktan hoşlananların rağbet ettikleri yerlermiş. Aile bir süre sonra Mermer Köşk’ten ayrılarak Mısır’a Ahmed Muhtar Paşa’nın ikamet ettiği İsmailiye Sarayı’na yerleşir. Burası Emine’nin dedesi Hıdiv İsmail Paşa, Süveyş Kanalı’nın açılışı için Port Said’e yaptığı yolculukta dinlenebilsin diye Burdeyn Köyü yakınlarında inşa edilmiş.

24 Temmuz 1908 yılında Meşrutiyet’in ilanına kadar aile fertleri kah Mısır’da, kah Avrupa ülkelerinde yaşarlar. Jön Türklerin düşüncelerine yakınlık duyan Mahmud Muhtar Paşa, İstanbul’daki Birinci Ordu’nun komutanlığına getirilir ve var gücüyle ordunun eğitimi konusuna yönelir. Ancak kısa bir süre sonra patlak veren 31 Mart olayları sırasında, Moda’daki evi de saldırıya uğrayınca, bir süreliğine İstanbul’dan ayrılmak zorunda kalır. Yurda döndükten sonra 1909’da Aydın vilayetine vali olarak, 1911’de ise Hakkı Paşa kabinesine Bahriye Nazırı olarak görevlendirilir. 1912 yılında Balkan Harbi başladığı zaman önce Üçüncü Ordu ardından İkinci Ordu komutanlıklarına getirilen Mahmud Muhtar, Bulgar kuvvetlerinin İstanbul’a ulaşmasını engelleyen Terkos-Çatalca savunmasına da komuta etmiştir. Birinci Dünya Savaşı öncesinde ise Berlin’de Osmanlı İmparatorluğu sefiridir. Mahmud Muhtar Paşa, 1924 yılında Paris’de yayınlanan La Turquie, l’Allemagne et L’Europe 1878-1914 adlı kitabında ülkesinin savaş öncesi dönemde Düvel-i Muazzama ile ilişkisini, alınan yanlış kararları, hatalı politikaları incelemiştir.

1921’de Müşir Fuad Paşa’nın oğlu Dr. Ahmed Hulusi Fuad Tugay ile evlenip Hariciye görevinde örnek bir sefire olarak uzun yıllar eşiyle birlikte hizmet sunan Emine Tugay, aynı zamanda ilk Türk kadın ressamları arasında da yer alır. Resim eğitimini, küçük yaşlarda Zürih Güzel Sanatlar Okulu’nda, daha sonra Berlin ve Münih’te görmüştür.

Deniz Ilgaz

Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
293 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
YABANCI TARİHÇİLER