TÜRK YAZARLAR
Yaban Gülleri / Osman Necmi Gürmen

Eserlerini Fransızca ve Türkçe olmak üzere iki ayrı dilde kaleme alan ender yazarlardan biri Osman Necmi Gürmen. Özellikle Râna adlı romanıyla kendisini geniş kitlelere tanıtmış olan yazar, 2010 yılında Neydi Suçun Zeliha! ile yine tarihe uzanan bir yolculuk sunmuştu okurlarına. Halen Paris’te yaşayan Gürmen’in altıncı romanı Yaban Gülleri, Gölgeler Kitap’ın edebiyat serisinin ilk kitabı olarak okurla buluştu.

Ülkelerin ve dinlerin tarihlerini titizlikle araştırarak, her seferinde başka bir bakış açısıyla ele alıyor Gürmen. Yeni romanının odak noktasında yine tarih ve insan hayatı var.

“Harflerle, mürekkeple yazılmadı, kar gibi ak bir yürektir Sûfî’nin divanı…”

Mevlâna Celâleddin Rûmi’nin Mesnevi’sinden bu alıntıyla kurgunun girişinde okura nasıl bir yolculuğa çıktığının ilk işaretini veriyor yazar. Mevlâna, kitapta güçlü bir konuma sahip. Zira romanın küçük kahramanı Nesteren Sûfî’nin özellikle öykünün başında ve sonlarında bu ünlü şair ve düşünce adamı ile içsel kesişmeleri çok önemli.

1930’larda geçen roman, Cumhuriyet’in ilk yıllarında İstanbul’da yaşayan Nesteren Sûfî ve ailesini merkez noktası alarak aslında bu dönemde yaşanan gelişim ve değişimin insanlarda yarattığı etkileri ve tepkileri anlatıyor.

Romanın esas gözü Nesteren. Hikâyenin en baskın karakteri olan bu küçük kız, yaşının çok üstündeki özgür ruhu ve renkli zihin dünyası ile hemen okuru yakalıyor. Hikâyedeki mekânlar, diğer tüm karakterler ve akış Nesteren’in çevresinde kurulmuş. Yazarın bunu çok güçlü bir şekilde kurgulamasının altında elbette zengin tarih bilgisi ve derinlikli karakter yaratımındaki mahareti yatıyor.

Sağlık sorunu nedeniyle mektebe gönderilmemiş olan, kitap kurdu, öğrenme açlığı bastırılamaz olan Nesteren, yaşını da yaşıyor öte yandan. Buluğ çağının tüm gelgitlerini, bocalamalarını, genç kızlığa geçiş sürecinin sancısını veriyor Gürmen. Çarliston yapmak, Suadiye plajına gitmek, moda mecmuaları okumak gibi popüler uğraşlar da bu bilinç düzeyi fazlasıyla yüksek, hatta entelektüel denebilecek genç kızın ilgisini pekâlâ çekebiliyor. Yani karakterde gerçekçilikten de kopmuyor her ne kadar sıradışı bir karakter kurgulamış olsa da.

Dönemin İstanbul’unda yaşayan gayrimüslimlerin yaşadıkları, diyalogları ile yurtiçi ve yurtdışında cereyan eden politik sancılar hikâyenin özüne hizmet eder ölçüde, son derece ayarında ve gerçekçi bir şekilde veriliyor. Yeni kanunların çıktığı bu dönemde bağnazların yenilikçi ilim adamlarıyla çatışmaları da yazarın olaylar örgüsünde gözardı etmediği gerçekliklerden. Dersim isyanı, Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümü gibi durumların kişiler ve yaşamları üzerinde yarattığı etkiler de cabası.

Dönemini aşan öykü

Bir ülkenin yeniden varoluş hikâyesi ile bir genç kızın hayatı ve kendini anlama çabası müthiş bir uyumla Yaban Gülleri’nde kurgulanmış. Nesteren’in rüyaları, babasıyla ve dedesiyle diyalogları, gözlemleri ve korkuları da hikayenin omurgasını, inandırıcılığını sapasağlam kılıyor.

Aslında Yaban Gülleri’ni salt bir dönem romanı olarak nitelemek de yeterli olamaz. Zira romanın kahramanı Nesteren’in korkusuzca ve usanmadan sorduğu sorular bugünün insanının sahip olamadığı cesur yürekliliği anımsatıyor.

Kurgu günümüz Türkçesiyle kaleme alınmışsa da, diyaloglarda dönemin dili kullanılmış. Eski kelimeler için kitabın sonuna sözlükçe eklenmiş. Ayrıca “Tarihten Yapraklar” başlığı altında 1924’te Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın kuruluşundan başlayarak 1939’da İngilizlerle Fransızların Almanya’ya harp ilanı ile son bulan kronolojik bir dizin yer alıyor ki, okurun tarih belleği için iyi düşünülmüş ek bir bölüm.

Nazlı Berivan Ak

Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
247 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
YABANCI YAZARLAR