TÜRK YAZARLAR
Osmanlı Devleti'nde Deniz Ticareti (1908-1914) / Özlem Yıldız

ÖzlemYıldız, II. Meşrutiyet döneminden Birinci Dünya Savaşı’na kadar olan süreçte Osmanlı deniz ticaretini anlatıyor. Osmanlı Devleti’nde Deniz Ticareti’nde, İttihat ve Terakki’nin politikası, ticaret, limanlar ve deniz ticaretinin kentlere etkileri inceleniyor.

Sanayi Devrimi fabrikalar, demiryolları, buharlı gemileriyle Avrupa’yı kısa sürede değiştirdiği gibi, sömürünün araçlarını da yarattı. Bu araçların Osmanlı’ya uzanması ise çok uzun sürmedi. Balta Limanı Antlaşması ile Avrupa, Osmanlı’da rahatça hareket etme imkânı buldu. Ticaret filosu kendine yetmeyen Osmanlı’nın bu durumunu fırsat bilen yabancı bandıralı gemiler Osmanlı iç denizlerinde cirit atıyordu. Bu durumun farkında olan Osmanlı Devleti, ticaret filosunun yetersizliği ve kapitülasyonlardan dolayı duruma ses çıkaramıyordu. İttihat ve Terakki’nin ekonomide milli iktisat politikasını benimsemesi etkisini kısa sürede deniz ticareti alanında da gösterdi. Milli bir deniz ticaret filosu oluşturulması fikri basında sık sık yer buldu. İttihat ve Terakki bir yandan deniz ticaret filosunu artırmaya çalışırken bir yandan da kapitülasyon zincirinden kurtulmaya çalıştı ve Birinci Dünya Savaşı’na girerken kapitülasyonları kaldırdığını duyurdu. Ancak kabotaja ticaret filosunun yetersizliğinden dolayı geçemedi. İttihat Terakki döneminde büyük bir atılım sonucu filizlenen ticaret filosunun bir kısmı da savaşta kaybedildi. Böylece kabotaj ve kapitülasyonlardan kurtulma ülküsü Türkiye Cumhuriyeti’ne kaldı.

Yerli ticaret filosunu oluşturma çabası

Buharlı gemilerin deniz ticareti alanında yaygın olarak kullanılmaya başlanması ile Osmanlı Devleti bu değişimin çarklarına katılmak ve bu teknolojik yeniliği yakalamak için çaba gösterdi. 19. yüzyılda Avrupa limanlarıyla bağlantılı ticaret yapan Osmanlı Devleti, 2. Meşrutiyet döneminden Birinci Dünya Savaşı’na kadar olan süreçte İttihat ve Terakki, yerli ticaret filosunu oluşturmak için bir çaba içine girdi. Osmanlı ticaret filosu bu süreçte büyümekle birlikte, artan ticaretin gereklerini karşılayacak aşamaya gelemedi. Bu süreçte kapitülasyonların sınırlayıcılığı ve olumsuz tesirleri deniz ticaretinde de belirgin bir şekilde etkisini gösterdiği gibi kabotaj tartışmaları ve yaşanan siyasal olayların beraberinde getirdiği boykotlar, yerli ticaret filosu oluşturma girişimleri ve nihayet milli iktisat söylemleri döneme damgasını vurdu.

Osmanlı kabotaja, ancak milli bir ticaret filosu yarattıktan, kapitülasyonları kaldırarak kabotaj hakkını kullanmak için bir tekel oluşturduktan sonra geçebilirdi. İttihat ve Terakki, ticarî denizciliği geliştirerek bu alanlardaki kazanımları diğer alanlara aktarmayı planlıyordu. Ancak yapılan ithalat ve ihracatta ithalat daha ağır basıyordu. Yabancı tüccarlar liman kentlerine yerleşmişler ve pazar hakkında bilgi sahibi olmuşlardı.

Konsoloslar bu tüccara hem yardımcı oluyor, hem de yapılan ticaret hakkında ülkelerine raporlar yolluyorlardı. Kurulan ticaret evleri ile tüccar organize oluyor; kurulan yabancı bankalarla rahatlıkla yatırım yapabiliyor ve hareket alanı bulabiliyordu. Bulundukları kentleri bir taraftan da değiştirip dönüştürüyorlardı.

Osmanlı’daki deniz ticaretinin kapsamlı bir şekilde incelendiği bu kitapta, İttihat ve Terakki’nin deniz ticareti politikasının kentlere etkileri ortaya konuluyor. Araştırmada Osmanlı Arşiv ve Askerî Deniz Müzesi Arşivi belgeleri, dönemin basını, İngiliz parlamento kayıtlarının yanı sıra vilayet salnameleri, Ticaret-i Bahriye Salnamesi, Rüsumat Salnamesi ve anılardan da yararlanılmış.

Meltem Tuna

Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
343 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
YABANCI YAZARLAR