TÜRK TARİHÇİLER
Mozart ve Naziler / Erik Levi
Siyasi olayların başrol oyuncuları, kötü bir yönetim ile ülkenin kaderini çizenler, savaşanlar, zulüm edenler unutulabilir… Ancak müzik, her zaman ve her dönem kulaklarda, dillerde kalır, etkiler, büyüler…

Avrupalı besteciler arasında ünü dünyaya yayılmış bir isim vardır; Wolfgang Amadeus Mozart… Onun, Alman milli opera sanatının temelini oluşturan, en önemli eserlerinden biri “Sihirli Flüt”te, kovalayanlar ve askerler, sihirli bir flütle durdurulur ve dans ettirilir. Eserin felsefi yoğunluğundan ötürü farklı yorumlara ya da yaklaşımlara açık olabilir. Peki bu eser politik midir? Hayır ve orası tartışılır, ama o melodilerin etkisi, vurgusu silahtan çok daha güçlüdür. Aydınlanma felsefesinin izlerini taşır, mükemmelliğe ulaşmak için, kendini sürekli ileri götürme çabası, kardeşlik, yardımseverlik, onurun kutsal değerler olarak sunulmasında karşılığını da bulur. Kadın-erkek, gece-gündüz, iyi-kötü, ikili karşıtların çok kullanıldığı eserde günümüz bakış açısıyla, kadın düşmanlığı, elitizmden de nasibini alır. Bestecinin diğer operalarına nazaran farklı alımlama boyutları içeren ve bu nedenle de yoruma açık bir eserdir. Tasavvuf göndermeleri, aydınlanma ve masonluk öğretisinin belli belirsiz izlerini de taşır. Bu operanın özellikle masonluk boyutu ile ilgili spekülasyonları on dokuzuncu yüzyılın ortalarında yeniden canlanmaya başlar.

Erik Levi’nin yazdığı Mozart ve Naziler, ünlü bestecinin eserlerinin politik nüanslarla “tuhaf” dalgalanmalar yaşadığını gözler önüne seriyor. Mozart’ın müziği, Beethoven ya da Wagner’in müziğinin aksine “Alman kahramanlığı” kalıbına kolay kolay sokulamayacak nitelikteydi. Naziler birçok besteciye sahip çıkmak istedi, ancak Mozart’ın eserlerinde ahlaki ve felsefi bakış görüldüğü gibi, tehlikeli bir milliyetçi izlenim de yer almaz. Levi’nin bu kitabı, 1933 yılından sonra, politik ya da ırki bahanelerle Almanya’dan zorla çıkartılan insanların umut ışığı olarak, Mozart’ın tam da bu dönemlerde nasıl algılandığını konu ediyor. Mozart’ın görüşlerinin, vatanseverliğinin, masonlukla ilişkisinin, hatta Yahudi librettocu Lorenzo Da Ponte’yle işbirliğine Nazilerin nasıl baktığını ele alıyor. Mozart’ın hayatı üzerine çalışan müzisyen ya da müzikologlara iktidarın eziyet edişi, hatta bu nedenlerle Almanya dışında sürdürmeye zorlandığı da anlatılıyor.

Nazilerin, Mozart’a olan ilgisi, 1938 yılından sonra, özellikle Salzburg Festivali ile başlar. Hatta, Mozart’ın işgal edilen topraklarda Alman kültür emperyalizmin silahı olarak kullanıldığından söz edilir. Mozart’ın müziğinin yapısı, dili, Nazilerce detaylıca ele alındı. Bestecinin müzik görüşünde Cermen egemenliği hâkimdi.

Mozart ve Naziler, bestecinin büyüklüğünü anlamak için okura farklı bir boyuttan pencere açıyor. Tarihi olaylar, siyasal bakışlarla eserlerin değerlendirilişini okurken ironik durumlara da tanık olmak mümkün. Mozart tutkunları, müzik severler, Nazi Almanyası ve özellikle kültürel yaşamına dair olaylara ilgili duyanlar için okunması keyifli bir kitap. Müzik tarihi kitaplarının ötesine giden yayıncılık anlayışı artık etkisini azaltıyor. Dâhilerin hayatlarına ışık tutarken, siyasi, sosyo politik durumlar, kültürel yaşamlarına da objektif tutulduğunda, farklı soluk almamıza imkân sağlıyor. Bir dâhinin sıradışı yaşamını böyle olaylarla zenginleştirerek yazılan kitaplar, her dönem, her kulvardan okurun da ilgisini çekiyor.

Arzu Haksun Güvenilir
Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
252 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
YABANCI TARİHÇİLER