TÜRK YAZARLAR
Yurttaşlar - Fransız Devriminin İçerden Tarihi / Simon Schama

Bildiğimiz anlamda “modern Avrupa”nın başlangıç tarihi olarak Fransız Devrimi ve 1789’un kabulü yönünde tarihçiler arasında güçlü bir fikir birliği vardır. Britanya’nın yaşayan en önemli tarihçilerinden biri kabul edilen Simon Schama’nın (1945), bu konudaki iddialı çalışması Yurttaşlar Türkçeye çevrildi.

Kitabın Türkçedeki diğer Fransız Devrimi çalışmalarından ayrılmasını sağlayan en önemli farkı yukarıdan bir bakışla Aydınlanma felsefesini, Robespierre’i, Danton’u, Napoléon’u kısacası tarihin akışını değiştiren “büyük adamları” veya “Ekmek yoksa pasta yesinler” türünden klişeleri –Thomas Carlyle usulünce- epik bir dille anlatmayı tercih etmemesiyle başlıyor. Zira bütün süreci yönlendiren mali, askeri, politik birçok bilgiyle birlikte, sıradan insanların yaşam koşullarını, uzak taşrada devrimin ıstırap dolu seyrini, geleneksel güçlerle yükselen burjuva yurttaş duyarlılığının çatışmasını ortaya koyan eser dört ana bölümden oluşuyor. Schama, gayet dindar ve uysal görünen bir halkın aslında geleneksel otoritelerden ne denli bunalmış bir halde yaşadığını da sansürsüz resmediyor. Böylelikle gerçek anlamda “dışarıdan” ve “tepeden” bir anlatımın –buna Ranke tipi tarihçilik diyebiliriz- yerine, kitabın alt başlığında ifade edildiği gibi, okura Fransız Devrimi’nin “içerden” okumasını yapan bir tarih perspektifi sunuyor. Bunu daha önce başardığını gördüğümüz yegâne Fransız Devrimi çevirisinin Marilyn Yalom’un Kan Kardeşler: Kadınların Belleğinde Fransız Devrimi (2004) isimli çalışması olduğunu belirtebiliriz. Schama’nın değerlendirmelerindeki vukuf, Fransız Devrimi’ne ilişkin Ortodoks Marksist sınıf analizlerinin şablonculuğunu sarsarken, muhafazakâr okumaların da yetersizliğini açıkça ortaya koyacak kadar güçlü argümanlar sağlıyor. Ancak sanılmasın ki, Schama’nın nezdinde devrim, liberalizmin naif ilkeleriyle gerçekleşmiştir. Aksine, yazar, şiddetin başından beri devrimin motoru olduğunu göz önüne seriyor. Schama’nın anlatımındaki başlıca vurgulardan biri de, bir monarşiye tebaa olmaktan efendisiz bir yurttaşlık statüsüne geçişin ancak kitlesel şiddetten beslenen büyük bir isyan ve ülke geneline yayılan bir kan banyosu pahasına gerçekleşebildiği oluyor. Bu konuda, devrimin mottosu olarak kabul edilen eşitlik-özgürlük-kardeşlik üçlemesine bir dördüncü unsur olarak dökülen kanı ekleyen kitabın hayli trajik bir boyuta sahip olduğunu belirtmek gerek. 

Bu notlar çerçevesinde, Fransa’nın devrim dönemini –kabaca 1787-1794 arasındaki sancılı, yer yer ölümcül yıllar- öncesi, esnası ve sonrası ile anlamak adına tek bir kitap arayanlar için gayet cazip bir seçenek olan Yurttaşlar’ın okuru kitap mağazalarına çağırdığını söylemek hiç yanlış olmayacaktır.

Mutlu Okur

Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
244 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
YABANCI YAZARLAR