TÜRK TARİHÇİLER
İstanbul: Çar Şehrinin Hikayesi / Nestor İskender
Çocukluğumda okulumda okuduğum tarih kitapları yüzünden öteki ülkelerdeki çocuklar için üzülmeye başlamıştım. Sabahtan akşama bizim ulusumuzun çalışkanlığı, savaşkanlığı övgülerini okumak zorunda kalacaklardı. Avrupa tarihi bile dönüp dolaşıp bizim övgümüze dayanıyordu. Gün geldi, her ulusun çocuklarının kendine güven kazanması için birbirine benzer metinler okuduğunu öğrendim.

Bu kez bizim savaşlarımızı karşı yanın nasıl anlattığını merak etmeye başladım. Avcının avladığı aslanla onların resmini yapan ressam öyküsünü unutamadım. Resmi aslan yapsaydı nasıl yapardı? Şimdi elimde benim sorularımın yanıtı bir kitap var. İstanbul: Çar Şehrinin Hikâyesi. Kitabı, Nestor İskender 15. yüzyılda yazmış. 16. yüzyılın başında Troitse–Sergiyeva Manastırı’ndaki el yazmasından Arşimandrit Leonit tarafından aktarılmış. Kitabın orjinalinin kopyası da kitapta yer alıyor.

Kitap elbette Osmanlıları övmüyor. Kitabın yazarının kendisiyle ilgili açıklaması böyle bir övgüye yer verilmesine engel:

“Tüm bunları ben, günahkar ve kanunsuz Nestor İskender yazdım. Küçük yaşta esir düştüm ve sünnet edildim. Uzun yıllar askeri seferlerde bu lanet inançta ölmemek üzere öyle ya da böyle kendimi kurtararak acı çektim. İşte bu büyük ve korkunç olayda da bir yolunu bulup işi başardım. Bazen hasta numarası yaptım, bazen saklandım, bazen arkadaşlarım yardım etti. Böylece her şeyi inceleyip her şeyi öğrenmeye fırsatım oldu. Şehrin dışında Türklerin arasında ne olduğunu detaylarıyla günbegün yazdım. Sona Tanrı’nın izniyle şehre gidiğimizde zamanla soruşturup öğrendim ve güvenilir ve büyük insanlardan şehirde imansızlarla savaş sırasında neler olduğu konusunda bilgiler topladım . Özetle sundum ve Tanrı’nın harikulade ve korkunç kararlarını hatıra olarak Hıristiyanlara ilettim.”

Yazar bundan sonra eski cemaatine ve dinine yeniden kabul edilmesi için dua ediyor.

Bu kitap yayıncının önsözüne göre “fetihle ilgili tek Rus kaynağı”dır. Yayıncı XV. yüzyıl gibi semavi dinlerin birbirini tanıma ve anlama konusunda son derece tahammülsüz olduğu erken dönemde yazıldığından aşağılamaların yer aldığını söylüyor. Aşağılamaların bir bölümü dinseldir: “tanrıtanımaz, imansız, kanun tanımaz”.

Suçlama ve aşağılamaların bir bölümü de (özellikle II. Mehmed’in karakterini anlatanlar) öfkeden doğmanın haksızlığını yansıtırlar. Bu sözcüklerin en ilginci kuşkusuz “korkak”tır. Korkak bir komutanın “çar şehri”ni fethiyse şehirdeki Hıristiyanların günahları yüzünden Tanrı tarafından verilmiş bir cezadır. Cezanın kalkışı, Hıristiyanların eski imanlarına kavuşmasıyla gerçekleşebilecektir.

Kitap, İstanbul’un kuruluşundan Fatih’in eline geçişine kadar olan dönemlerle birlikte efsaneleri de aktarıyor. Şehrin kuruluş hazırlıklarında ordu komutanlarının da tanık olduğu yılanla kartalın savaşı ve kartalın yenilişi, Müslümanların Hıristiyanları yeneceğinin işaretidir. Aynı gün bilgeler bu şehrin iki denizin arasında olduğundan sık sık sallanacağını da söylerler. Her ne kadar yılan kartalı öldürdüyse ve bu Müslümanların zaferini gösteriyorsa da ordudaki Hıristiyanlar yılanı öldürdükleri için nihai zafer yine Hıristiyanların olacaktır.

Kitapta şehrin kuruluşu da yer alır: şehirde yaşayacak halk toplanması, Roma’dan (sonradan Çemberlitaş adını alacak olan) pembe mermer sütunun üç yılda getirilişi, şehrin Hazreti Meryem’e adanışı, köşkler, kiliseler, manastırlar ve surlar yapılışı , bu imar faaliyetlerinin halkı yoksullaştırırken idareci sınıfı kibirlendirdiğini bu durumun da Hz. Meryem’i kızdırdığı anlatılır. Kitap şehrin bir önderle yeniden Hıristiyanların eline nasıl geçeceği efsanesiyle son bulur.

Sennur Sezer

Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
183 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
YABANCI TARİHÇİLER