TÜRK YAZARLAR
Ortadoğu / Bernard Lewis

Ortadoğu’yu iyice tanımak için yapılacak ilk iş o bölgenin tarihini bilmek, bunun için de yetkin kaynakları okumaktır. Çünkü bugünün birçok sorunu, başta, bitmeyen savaşların nedenleri, yıllar öncesinden sadece aktörlerin adı değişerek sürüyor. Bu konuda aydınlatıcı en önemli kaynak kitap Bernard Lewis’nin Ortadoğu kitabı.

Ortadoğu tarihinde en önemli adların başında hiç kuşkusuz Atatürk geliyor. Lewis, önce onun  reformlarını yorumluyor. Kitapta Ortadoğu’nun durumu, İslam dini bağlamında konumu ve Avrupa ile ilişkisi irdeleniyor. Sultan II. Mahmud’un Batılı anlayışın etkisiyle kıyafet değiştirmesini bir dönüm noktası olarak yorumluyor örneğin. Kahvehanelerin müşterisinin, oraya gidenlerin durumundan yola çıkarak bölge halkının kimlerden oluştuğunu saptıyor. Özellikle buralarda kadınların bulunmadığını, dış etkilerin kadınlara ulaşmadığını belirtiyor kitabında. Lewis gazete ile ilgili şöyle diyor:

“Gazete basımının Ortadoğu’daki tarihini yazmak pek kolay değildir. Birçok gazete pek kısa sürede piyasada kalmış, birkaç sayı yayınlanıp kapatılmıştır.

Bilindiği kadarıyla resmi olmayan ilk gazete 1840’ta İstanbul’da Türkçe basılan Ceride-i Havadis.”

Lewis, kahvehane mekanları üzerinde çok duruyor. Toplulukları bir araya getiren, önemli sosyal mekan oluşunun yanı sıra buralarda dinlenen müziğin çeşidine göre Batılılaşma oranını da saptamaktan geri durmuyor. Çünkü kahvehanelerde daha çok popüler Ortadoğu müziği çalındığını yazıp, Batı sanat müziğinin dinlenmesinin pek olası olmadığını iddia ediyor.

Bir başka kitabında da Lewis, demokrasi ile çok sesli Batı müziği arasındaki bağlantılara da değinmişti. Yine benzer fikirleri biraz daha detaylandırıyor kitabında.

Batılı bir ziyaretçi Ortadoğu’yu nasıl, nerede tanır, o toplum hakkında nasıl karar verir? Araştırmacı gene bu konuda “kahveyi” inceleme masasına yatırıyor.

Batılı bir ziyaretçi kahveye geldiğinde ilk  dikkatini çeken unsurun bu sosyal alanlarda, hiç kadın görememesini, hasbel kader denk gelenlerin de aslında yabancı kadınlar olduğunun altını çiziyor. Hattâ Lewis’e göre bu görünüm ilerleyeceğine geriliyor. Aslında kahveden çıkıp, coğrafyanın bugünkü haline baktığımızda tamamen haklı olduğunu söyleyebiliriz...

Ya yasaklı, ya sürgün

Kitabın önemli, mutlaka okunması gereken bölümü “Kültür” başlığını taşıyor... İşte saptamalar.

“Ortadoğu dünyadaki en eski uygarlık bölgelerinden birisidir. Ancak Ortadoğu uygarlığı, Hindistan ve Çin gibi başka eski uygarlıklarla karşılaştırıldığında, Ortadoğu sahnesinin diğerlerinden belirgin bir şekilde farklı iki özelliği çok açık bir şekilde görünür.

Bu özelliklerinden biri çeşitlilik, diğeri de süreksizliktir.”

Peki Ortadoğu sanatı nasıl anlardı? Türler arasında fark gözetir miydi?

“Klasik görüşe göre yalnızca edebiyat, uygar sanatlar arasında ve yalnızca edebiyatçılar saygın kabul edilirdi. Gerek çalan gerek besteleyen müzisyenler, köle ya da toplumsal olarak da alt sınıftan olurdu.”

Bugün ne değişti diye sorarsanız, çok şeyin eskisinden beter olduğunu söylemek mümkün. Bölgedeki edebiyatçıların çoğu ya yasaklı, ya sürgün. Müzisyenler de baskıdan yana istikrarlı bir talihsizliğe sahipler.

Bölgenin uzun süre hakimi Osmanlı olduğu için imparatorluğa dair de önemli bilgiler paylaşıyor Lewis. Tabii en çok savaşların arka planını aktarıyor. Kimi zaman dini, kimi zaman ekonomik sebepler farklı yer ve zamanlarda savaşların gerekçesi olmuş. Bugün de aynı şeyler tekrar edip duruyor.

Lewis’in kitabı, Ortadoğu’nun bugününü bir temel üzerine oturtarak düşünmemizi sağlayacaktır. Hiç kuşkusuz düşünülmesi gereken, Türkiye’nin bu coğrafyada taşıdığı farklılıklardır.

Biliyorum, yeni bir kitap değil. Daha önce hakkında elbet birtakım sözler duymuşsunuzdur da. Ancak sınırda yaşananları, askeri – siyasi hamleleri doğru görebilmemiz, bölgenin halini anlayabilmemiz için muhakkak okunması gereken ilk kitap.

Doğan Hızlan

Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
386 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
YABANCI YAZARLAR