TÜRK TARİHÇİLER
Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Seferberliği / Mehmet Beşikçi

2 Ağustos 1914’te seferberlik ilan ederek savaşa hazırlanan Osmanlı İmparatorluğu daha önceki hiçbir askeri çatışmada rastlanmayan büyüklükte bir ölçekte bu sürece dahil oldu. Bu süreç Osmanlı devleti çerçevesinde devlet-toplum ilişkisini yeniden tanımladı ve şekillendirdi. Son tahlilde toplumsal anlamda seferberlik ve bunun sonucunda askere gitmek bir zorunluluktu.

Mehmet Beşikçi imzalı Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Seferberliği, savaşta Osmanlı insangücü seferberliği meselesi üzerine odaklanan; seferberlik sürecinin Osmanlı devletini nasıl daha merkezi, otoriter ve milliyetçi bir çizgiye ittiğini etraflıca inceleyen  önemli bir araştırma. Beşikçi, sürekli ve büyük ölçekli bu seferberlik tecrübesinin devleti, gerek mevcut mekanizmaları takviye ederek gerekse de ihtiyaç duyulduğunda yeni mekanizmalar tesis ederek yerel düzeydeki kontrol gücünü artırmaya ve taşraya daha derinlemesine nüfuz etmeye nasıl zorladığını ele alıyor.

Seferberliğin destek ve katılım boyutu devletle Anadolu Müslüman nüfusu arasında yeni ittifakların şekillenmesine yardımcı oldu. İlaveten, seferberliğe direnç veya devletin beklediği katılımın kuvveden fiile çıkmaması devleti yerel düzeyde daha etkin bir otorite tesis etmeye zorladı. Destek ve katılım olgusu devletle Anadolu’daki Müslüman toplumsal gruplar arasında yeni bağlar oluşmasına yol açarken, bu konsensusun içinde yer almayan Ermenileri ve Rumları biraz daha marjinalleştirdi.

Beşikçi’nin vurguladığı gibi seferberliğe direnç gösterildiğinde veya açıkça karşı gelindiği durumlar devleti Anadolu taşrasında kontrol ve denetim kapasitesini artırmaya sevk etti. Bu sürecin savaş sonrasına ve Türk ulus devletinin inşa sürecine etki eden kayda değer sonuçları oldu.

Oldukça kapsamlı ve çeşitli arşiv malzemesine dayanarak hazırlanan bu çalışma beş bölümden oluşuyor. Kitabın birinci bölümünde Beşikçi, Osmanlı devletinin genel seferberlik ilanının arka planını, mekanizmalarını ve kullandığı söylemleri masaya yatırıyor. Bu minvalde, bu bölümde devletin Cihan Harbi’ndeki propaganda kapasitesi üzerine de odaklanılıyor. İkinci bölümde ise yazar, Osmanlı silahlı kuvvetleri için insangücü seferberliğinin bilhassa askeri açıdan nasıl planlandığı ve uygulandığı konusuna yoğunlaşıyor. Bu bölümde ayrıca zorunlu askerlik sisteminin savaş yıllarında iyice belirgin bir hal almaya başlayan ayrımcı karakteri üzerinde de duruluyor.

Paramiliter gençlik dernekleri

Beşikçi kitabının 3. bölümünde Osmanlı devletinin seferberlik sırasında karşılaştığı sorunlara odaklanıyor. Zorunlu askerlik sisteminin aksayan yönlerini telafi etmenin ve artan asker ihtiyacının nasıl karşılandığını ele alıyor. Dördüncü bölümde ise savaşın eşiğinde ve esnasında etkinlikleri artan paramiliter gençlik dernekleri olgusu masaya yatırılıyor. 1914 yılında Osmanlı Güç Dernekleri ile başlayan ve savaş esnasında Osmanlı Genç Dernekleri çatısı altında etkinleşip yaygınlaşan bu süreç, topyekun savaşın dayattığı gerçek koşullar ve acil ihtiyaçlarla rabıtalandırılarak tartışılıyor.

Kitabın son bölümünde ise Beşikçi, savaşın ikinci yarısında bilhassa artan firar vakalarının nasıl yaygın bir sorun haline geldiğini ve Osmanlı ordusunun savaş performansının düşmesinde önemli bir rol oynadığı irdeleniyor. Firar sayısının bir hayli yüksek bir seviyeye ulaşmasıyla sorunun kısa süre içinde, sadece cephede değil yurt sathında devasa problemlere neden olduğu iddia ediliyor.

Osmanlı insangücü seferberliğini çeşitli boyutlarıyla ele alan bu çalışma bir yandan İttihat ve Terakki hükümetinin kontrolünde Osmanlı devletinin, seferberliği sürekli kılmanın zorluğuyla nasıl baş etmeye çalıştığını, hangi çabalara girdiğini analiz ederken diğer yandan bu çabaların Cihan Harbi yıllarında Anadolu’da devlet-toplum ilişkilerinin dönüşümünde nasıl rol oynadığı nüanslı bir biçimde mülahaza ediyor.

Ümit Kurt

Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
264 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
YABANCI TARİHÇİLER