TÜRK TARİHÇİLER
Anabasis - On Binler'in Dönüşü / Ksenophon

Üç yüzün üzerinde flüt konçertosu bestelemiş, döneminin en ünlü besteci ve flütçülerinden biri olan Johann Quantz’ın bugün bilinmemesinin tek nedeni, belki de Johann Sebastian Bach ile aynı yıllarda yaşamış olma talihsizliğidir. Bu hafta okuduğum Ksenophon da Quantz gibi bir şanssızlık örneği, Platon ile aynı yıllarda yaşamış, Sokrates’in öğrencisi olmuş, aynı Platon gibi Şölen(Symposion) ile Sokrates’in Savunması başlıklı eserler yazmış ve ne şans ki, binlerce yıl boyunca hep eserleri Platon’unkilerle karşılaştırılmış. Felsefe tarihinin tamamını Platon’a düşülmüş dipnotlar olarak görenler değil sadece çoğu okur bugün Ksenophon’un gölgede kalan yazarlardan biri olduğunu kabul eder.

Ksenophon’u (adı bazen Xenophon olarak da yazılır) yazar olarak önemli kılan şeylerin başında elbette Sokrates’in öğrencisi olması gelir. Sokrates’e hayranlığı çağdaşı Atinalı Phaedrus, Agathon ve Platon’dan aşağı kalmaz ama Ksenophon’un anlattığı Sokrates Platon’unkinden farklı olarak sadece karizmatik bir öğretmendir, Platon’un diyaloglarında karşılaştığımız yüce filozof değildir. Bunun nedeni Sokrates’in diğer ünlü öğrencileri gibi bir filozof olmamasından kaynaklanır, Ksenophon asıl ününü askerliği ve tarihçiliğiyle kazanmıştır. Ksenophon’un başyapıtı olarak bilinen Anabasis: On Binlerin Dönüşü, bir savaş güncesidir. “Yükselme” anlamına gelen “Anabasis,” düşük rakımlı Ege kıyılarından gelen paralı askerlerin Pers toprakları olan Anadolu’nun dağlık bölgelerinden zorlu şartlar altında geçmelerini ve eve dönüşlerini anlatır.

Paralı askerlik

Yirmi yedi yıl süren Peloponnesos savaşlarının kahramanı, Pers kralı Darius’un ölümü sonrasında küçük oğlu Kyros tahta geçen ağabeyine karşı güçlenmek için, paralı askerlerden oluşan bir ordu kurar. Kitabın başlığında geçen on binler Ege adalarından ve Anadolu’da yaşayan halklardan bir araya getirilmiş bu maceraperest askerleri ifade eder.

Ksenophon, Kyros’un dostu olduğu gibi onun askeri zekâsına hayrandır. Yedi kitaptan oluşan Anabasis’in ilk iki kitabında Peloponnesos savaşları sonrasında Pers taht kavgalarını anlatır. Üçüncü kitap Kyros’un ölümü sonrasında Ksenophon’un orduların başına geçerek onları Mezopotamya’nın dağlık bölgelerinden Kapadokya üzerinden Karadeniz’e ulaştırmasının hikâyesi başlar. Kitabı ilginç kılan şeylerin başında askerlerin ortak bir menfaatlerinin olmaması geliyor. Ortak bir vatanseverlik duygusu hâkim olmadığı için Kyros’un paralı askerlerini bir arada tutan şey para kazanmak ve ganimet toplamaktır, sonrasında da ailelerini kavuşmak isterler. Ksenophon’un amacı ise farklıdır. O, Kyros ile tanışmak ve maceracı ruhuna uygun şekilde yeni yerler keşfetmeyi ister.

Bir strateji kitabı

Anabasis bir bakıma Odysseia destanı gibi ev özlemini anlatır. Vatanlarına ve ailelerine dönme isteği kitabın işlediği başlıca konuların başında gelir fakat kitapta yer alan bir diğer tema askeri stratejileri, bir ordu yönetme konusunu çok detaylı bir şekilde ele alır. Antik çağ hakkında çok değerli bilgiler vermesi kitabı ayrıca yazılmış en önemli tarih belgelerinden biri yapar. Kitabı Yunanca aslından çeviren Ari Çokona tarafından yazılan sunuş yazısında, Büyük İskender ve Napolyon gibi çok sayıda askeri dehanın el kitabı olduğu da söyleniyor. “Fransız general Arthur Boucher’e göre askeri tarih Anabasis’le başlar.”

Kitabı bugün okuyacak bizler için ilginç kılan şey ise MÖ 5. yüzyılın Anadolu’sunun betimlenmesidir. Ayrıca Ksenophon’un pratik zekasıyla askerleri nasıl büyük bir başarıyla manipüle ettiğini görmek anlatıyı çok özgün kılan şeylerden biri. Orduya komuta edenlerden biri olmak istediğini söyleyiş şekli bile çok etkileyicidir: “... beni liderliğe layık görürseniz, görevden kaçmak için gençliğimi bahane göstermeyeceğim” sözlerinden anlaşılacağı gibi kendi çok arzuladığı şeyi sanki onu seçecek olanların arzusu gibi göstermeyi başarmasını güzel gösteriyor. Bir de elbette ilkçağ yazarlarında görmeye alışık olmadığımız bir sadelik ve netlikle yazıyor olması Anabasis’i iki bin beş yüz yıl sonra hala çok değerli kılıyor.

Asuman Kafaoğlu

Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
212 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
YABANCI TARİHÇİLER