TÜRK YAZARLAR
Siyah Rus / Vladimir Alexandrov

Vladimir Alexandrov’un yazdığı Siyah Rus adlı kitap bize inanılmaz bir yaşam öyküsünü aktarıyor. Bir roman değil, nesnel bir biyografi bu. Ama öylesine akıcı ki, bir romandan bile daha keyifle okunabiliyor. Kitabın başkahramanı Frederick Bruce Thomas. 1872’de Amerika Birleşik Devletleri’nin güneyinde Coahoma County’de dünyaya gelmiş. İç savaş biteli ancak yedi yıl olmuş. Anne ve babası (Hannah ve Lewis Thomas) savaştan önce köleler. Ama Lewis kısa sürede toprak sahibi olmayı ve para kazanmayı başarır. Köle kökenli bir siyahinin toplum içinde böylesine yükselmesi, bölgenin beyaz zenginleri tarafından hoş karşılanmaz. Çeşitli baskılar sonucu aile topraklarını yitirir ve Memphis’e göçer. Baba, 1890 yılında evlerinde kiracı olan bir diğer siyahi Frank Shelton tarafından öldürülür. Babasının ölümünden sonra Frederick evden ayrılır ve Chicago’ya gelir. Büyük bir otelde garson olarak çalışmaya başlar. Hizmet sektöründeki çalışmaları önce Chicago, sonra New York’da devam eder. 1895 yılında bir transatlantikle İngiltere’ye oradan da Paris’e geçer. Amerika’yla karşılaştırıldığında siyah olmanın sorunlarını hemen hiç hissetmediği bu şehirde yaşamak Thomas için olağanüstü bir şeydir. Beş yıl boyunca Avrupa’nın büyük şehirlerini en güzel otellerde çalışarak gezer: Ostend, Cannes, Cologne, Düsseldorf, Berlin, Leipzig, Monte Karlo, Milano, Venedik, Trieste, Viyana, Budapeşte… Bu süre içinde metrdotel seviyesine yükselir, kendini mesleğinde başarılı bir kişi olarak kabul ettirir.

Thomas 1899 yılında Rusya’ya göçer. Önce Moskova’da bir lokantada garsonluk yapar. 1903 yılında ise Moskova gece yaşamının en önemli mekânlarından olan Akvaryum’de (Aquarium) metrdotel olarak çalışmaya başlar. 1907 yılında Moskova’nın en şık lokantası Yar Restaurant’da aynı görevi üstlenir. Giderek ilişkileri ve itibarı iyice yükselir ve1911 yılında Akvaryum’u iki ortağıyla birlikte işletmeye başlar. Kısa sürede mekân Moskova’nın bir numaralı gece klübü haline gelir. Thomas, çeşitli müzikal gösteriler yanısıra 1912 yılında Amerika’nın siyahi ağırsiklet boks şampiyonu Jack Johnson’u da Rusya’ya getirir ve gösteriler düzenler. İki yıl sonra 1913’de eski bir tiyatrodan bozma Maksim’i açar. Her iki işletmeyi de yönetmeye 1917’ye kadar devam eder ve bu girişimlerinden büyük miktarda para kazanır.

Thomas’ın kazandığı başarı Ekim Devrimi’yle bir anda sıfırlanır. Bolşevikler Akvaryum’u işgal ederler, banka hesaplarına el konulur. Thomas’ın daha yeni satın aldığı apartmanlar bloğu devletleştirilir. Bir süre önce gelişmelerden endişelenerek Odesa’ya göçmüş olan Thomas ve ailesi (üçüncü eşi Elvira ve üç oğlu) 1919 Nisanı’nda tıka basa dolu bir gemiyle zor bir yolculuk yaparak sonunda İstanbul’a gelirler.

Her şeye sıfırdan başlamak

Frederick Thomas İstanbul’da her şeye sıfırdan başlamak zorunda kalır. İstanbul’un işgal yıllarıdır ve kentin eğlence yaşamı oldukça zengindir. Geleli daha bir ay olmadan iki ortak bularak Şişli’de La Paix Hastanesi’nin karşı sırasında bir klüp açar: “Anglo-American Garden Villa” ya da daha tanınan adıyla Stella Klübü… Stella birinci sınıf Rus-Fransız mutfağına sahip “bahçe restoran”ı, Amerikan barı, özel odaları, büyük dans pisti, çingene müzik topluluğu ve varyete numaralarıyla hemen popüler olur.

Stella Thomas’a yetmez ve 1921 yılı yaz bitiminde yeni bir yer açmaya karar verir. Bu yer, Sıraselviler Caddesi’nin başında yer alan o dönemin en şık sinemalarından Majik’in bodrumudur. Thomas sonunda kış-yaz kullanılabilecek bir mekana kavuşmuştur, hem de şehrin nabzının attığı Taksim Meydanı’nın dibinde. Adını Rusya’daki klübünden taşır: Maxim… Ya da Türkçe okunuşuyla Maksim. Evet hepimizin bildiği Maksim’in tarihini başlatan işte bu siyah Rus’tur! Maksim’de çok başarılı yıllar geçirir Thomas. Ama sonunda işler kötüye gitmeye başlar. Bunun asıl nedeni ise 1925 sonbaharında Yıldız Sarayı’nda açılan kumarhanedir.  Çünkü burası sadece şık bir kumarhane değil, aynı zamanda dans salonları, barları, restoranlarıyla şehrin yeni çekim merkezi olmuştur. Müşteriler hızla buraya yönelir ve Maksim gözden düşer. Thomas’ın işleri bundan sonra giderek daha kötüleşir. Borçlarından dolayı hapse düşer. Sonunda buradaki yaşam koşulları hızla nedeniyle hastalanır. Hastalık iyice ilerleyince Thomas Pasteurr Fransız Hastanesi’ne kaldırılır. Frederick Thomas 12 Haziran 1928 günü 55 yaşında ölür.

Bu olağanüstü yaşam öyküsü, çok ustaca bir kurgu ile kitaba aktarılmış. Yazarımız Vladimir Alexandrov Amerikan, Rus ve Türk kaynaklarını elden geçirerek, Thomas’ı her döneminde izlemiş ve kaleme almış. Kıskanmamak elde değil. On dokuzuncu yüzyıl sonlarında Thomas gibi, döneminde hor görülen bir Afrikalı-Amerikalı’nın kayıtlarını bulabiliyorsunuz. Rusya’nın devrim öncesi gazetelerini ve broşürlerini elden geçiriyorsunuz. Cumuhuriyetin ilk yıllarında İstanbul’daki Amerikan Konsololuğu’nun tutanaklarını bulup okuyabiliyorsunuz. Sonunda siyah Rus Thomas’ın yaşam öyküsü ete kemiğe bürünüyor.

Siyah Rus gerek ele aldığı kişiliğin ilginçliği, gerekse İstanbul’un gece yaşamının karanlıkta kalmış bir dönemini aydınlattığı için zevkle okunan bir kitap. Şiddetle tavsiye ederim…

Gökhan Akçura

Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
236 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
YABANCI YAZARLAR