TÜRK YAZARLAR

Anasayfa

Her şeyden evvel hükümetlerin ve dönemlerin kadınlar hakkındaki fikriyatları büyük önem taşımaktadır. Öyle ki, -şu an günümüzde dahi- kadınların yaşayış biçimlerini kısıtlama, onlara had bildirme (?) ya da tavsiyede bulunma hakkını kendilerinde bulurlar. 1913 yılında Celal Nuri İleri'nin yazmış olduğu Kadınlarımız adlı kitapla, günümüz hükümetinin kadınlar hakkındaki düşüncelerinin karşılaştırılması gerektiğini düşünmekteyim. Düşünce yapılarına bakıldığında aslında sadece yıl olarak ileriye gittiğimizi anlamış oluyoruz ne yazık ki....
"Eğer Türkiye'de bir din devleti kurmak istiyorsanız, Mustafa Kemal'e saldırmanız elbette ki tutarlıdır. Eğer Türkiye'nin bir bölgesini ayırıp ırkçı bir devlet kurma peşindeyseniz, Mustafa Kemal'e saldırmanın elbette tutarlı bir yanı vardır. Ama "çağı yakalama" arayışında görünürken aynı şeyi yapmaya kalkarsanız; belki- her garip şeyi yapanlara olduğu gibi- bazı dikkatleri üzerinize çekersiniz ama inandırıcı olamazsınız."
Siyasi İktisat ya da diğer adıyla Siyasi Ekonomi, ekonomi politikasıyla ele alınan bir kavramdır. Hükümetin uygulamış olduğu vergi, para değeri, faiz oranı, istihdam gibi maliye ve para politikalarını içeren sistemin adıdır. Ekonomi terimi için ülkemizde daha çok iktisat kavramı kullanıldığından ötürü, iktisat, ekonominin bir alt dalıdır. İktisat genel olarak, toplumların problemlerine çözüm aramaktadır. Örneğin; işsizliğe nasıl çözüm bulunabilir, halkın refah seviyesi nasıl arttırılabilir gibi. İktisadın belli kavramlarla ilişkisi de bulunmaktadır. Mesela, siyasi iktisat. Siyasi İktisat, her şeyden evvel ekonomi ile pek alakalıdır ve aslında siyasi yaklaşımları şekillendiren unsur da ekonomidir. Siyaset ve ekonomi ayrışmaz haldedir. Birbirilerinin içerisinde hem ekonomi hem de siyasetle ilgili belli sistemler bulundurmaktadırlar.
Atatürk, iktisada çok önem vermiş ve iktisat siyasetini de iki konu üzerine kurmuştur. Bunlardan biri Tam Bağımsızlık kavramı iken diğeri de Ulusallıktır. Atatürk, iktisat üzerine düşüncelerini bizatihi kendisi şöyle açıklamıştır: “Dünya'da iki önemli ekonomi sistemi uygulanmaktadır. Birinci Dünya Savaşı'nın sonunda komünizm uygulandı. Fakat halka vaat edilenler aynen yerine getirilemedi. Ruslar bazı prensiplerinden geri döndüler. Bir reforma girişip sonradan dönmektense ağır ağır ilerlemek en doğru yoldur. İkinci ekonomi sistemi liberalizmdir. Bu da eskimiştir. Bizim uyguladığımız ekonomi sistemi ise devletçiliktir. En ileri ekonomi sistemi budur.”
1. Kürdü, Türk kültürünün tesirinden kurtarmak, 2. Kürdün aslını eski hadiselere dayanarak bulmak ve bir Kürt tarihi yazmak, 3. Kürtlerle Yezidilerin ve Ermenilerin ırksal ilişkilerini bulmak, 4. Bir Kürdistan haritası yapmak. Ermeniler tarafından Erivan'da düzenlenen Kürdoloji Kongresi'nde bu kararlar alınmış, alındıktan bir süre sonra yine Ermenilerin destekleri ile Ağrı isyanı baş göstermiş, sonrasında da Dersim İsyanı patlak vermiştir.
Şefika Kurnaz'ın yazmış olduğu bu kitabı okuduğumda sanki 1908'leri değil de, günümüzü okuyormuş gibi hissettim. Kadınlar artık daha özgür olsalar da ne yazık ki kadının evliliği, boşanması, eğitimi, kıyafeti gibi konular günümüzde hala dile getirilmektedir. Kadınlar yine bir kalıba, bir fikriyata oturtulmaya çalışılmaktadır. Yazının başında bahsettiğim, “Kadınlar evde dört duvar arasında güneş görmezken, bari dışarı çıkınca rahat etsinler. Hayat yalnız erkeklere mi?” düşüncesinin günümüzdeki versiyonu da şöyledir; “Kadınlar, evlilikleri, eğitimleri, yaşamları, giysileri ve daha pek çok konuda rahat bırakılıp, erkekler tarafından kalıplara oturtulmaya çalışılmamalı, diledikleri gibi yaşamalıdırlar. Diledikleri gibi yaşama hakkı sadece erkeklere midir?”
Yıl 1876, İkinci Abdülhamid tahtta. Öyle baskıcı bir dönem ki, burun,hürriyet ve hatta V. Murat’ı anımsattığından ötürü kardeş kelimesi dahi yasak. Basında sansür baş göstermiş, bu sebeple yakılan kitaplar var.
 1  ...
YABANCI YAZARLAR
Sponsor