TÜRK YAZARLAR

Anasayfa

Yıl 1925, TBMM'de Konya milletvekili Refik Koraltan'ın sesi yankılanıyor; "Esasen türbeler, tekkeler ve zaviyeler gibi evler....memleketin içide vasıtai idlal ve iğfal olmuşlardır. Birer fesat menbağı olmuş ve zaman zaman memleketin, milletin azami zararlarını icap edecek hainane ifsadata zemin teşkil etmiştir."
Atatürk'e iftiraları ile ünlenen Rıza Nur'un, "Hayat ve Hatıratım" adlı eserinde yazanlara geçmeden önce kim olduğunu bilmek önemlidir. Rıza Nur, Milli Mücadele'ye destek vermiş bir doktordur. Ayrıca kendisi Lozan Heyeti içerisinde bulunmuş, Sinop Milletvekilliği de yapmıştır. Hayatı Atatürk'ün yanında geçen bu kişi, anılarını bu sıra değil de, Paris'e gittikten sonra yazmıştır. Kendisi, bizatihi Nevrastenik ( bir şizofreni türü ) olduğunu belirtmiş, Turgut Özakman ise Rıza Nur'un hastalığını "Psikopatik bir zemin üzerinde paranoit reaksiyon" olarak tanımlamıştır.
"Biz kuvvetliyiz; çünkü akıl bizde" Milli Mücadele Dönemi, İsmet İnönü'nün işgalcileri kastederek, "Kim kuvvetli,onlar mı biz mi?"sorusuna Atatürk bu cevabı veriyor, cevap Milli Mücadele'nin seyrini değiştiriyordu. Bu dönem, güçlü işgalci devletlerle savaşmanın yanı sıra, Atatürk ve silah arkadaşları ülke içinde ayaklananlarla hatta ordu içinde ayrılıkçı politika güden Ali İhsan Sabis gibi komutanlarla da uğraşıyor, İnönü, bu komutanlarla ordunun bağlantısını keserek, orduyu prangalarından kurtarıyordu.
Kardeşi IV.Murad'ın ölümünden sonra Sultan İbrahim tahtta geçmişti. Ancak uzun yıllar kafeste kalan, zihnen sağlam olmayan bu padişah, tahtta kaldığı 8 yıl boyunca hem kendisinin hem de neredeyse hanedanlığının sonunu getirecekti.
Her şeyden evvel hükümetlerin ve dönemlerin kadınlar hakkındaki fikriyatları büyük önem taşımaktadır. Öyle ki, -şu an günümüzde dahi- kadınların yaşayış biçimlerini kısıtlama, onlara had bildirme (?) ya da tavsiyede bulunma hakkını kendilerinde bulurlar. 1913 yılında Celal Nuri İleri'nin yazmış olduğu Kadınlarımız adlı kitapla, günümüz hükümetinin kadınlar hakkındaki düşüncelerinin karşılaştırılması gerektiğini düşünmekteyim. Düşünce yapılarına bakıldığında aslında sadece yıl olarak ileriye gittiğimizi anlamış oluyoruz ne yazık ki....
"Eğer Türkiye'de bir din devleti kurmak istiyorsanız, Mustafa Kemal'e saldırmanız elbette ki tutarlıdır. Eğer Türkiye'nin bir bölgesini ayırıp ırkçı bir devlet kurma peşindeyseniz, Mustafa Kemal'e saldırmanın elbette tutarlı bir yanı vardır. Ama "çağı yakalama" arayışında görünürken aynı şeyi yapmaya kalkarsanız; belki- her garip şeyi yapanlara olduğu gibi- bazı dikkatleri üzerinize çekersiniz ama inandırıcı olamazsınız."
Siyasi İktisat ya da diğer adıyla Siyasi Ekonomi, ekonomi politikasıyla ele alınan bir kavramdır. Hükümetin uygulamış olduğu vergi, para değeri, faiz oranı, istihdam gibi maliye ve para politikalarını içeren sistemin adıdır. Ekonomi terimi için ülkemizde daha çok iktisat kavramı kullanıldığından ötürü, iktisat, ekonominin bir alt dalıdır. İktisat genel olarak, toplumların problemlerine çözüm aramaktadır. Örneğin; işsizliğe nasıl çözüm bulunabilir, halkın refah seviyesi nasıl arttırılabilir gibi. İktisadın belli kavramlarla ilişkisi de bulunmaktadır. Mesela, siyasi iktisat. Siyasi İktisat, her şeyden evvel ekonomi ile pek alakalıdır ve aslında siyasi yaklaşımları şekillendiren unsur da ekonomidir. Siyaset ve ekonomi ayrışmaz haldedir. Birbirilerinin içerisinde hem ekonomi hem de siyasetle ilgili belli sistemler bulundurmaktadırlar.
 1  ...
YABANCI YAZARLAR