TÜRK YAZARLAR

Anasayfa

1958 yılında Fransız Komünist Partisi’nin düzenlediği büyük eyleme Nazım Hikmet de davet edilmiş, yıllardır birbirlerini görmeyen dostlar burada buluşmuşlardı ancak bir kişi eksik ve bir kişi farklısıyla… Nazım, Resimli Ay’da yazarken iki tane genç yanına gelmiş ve ona olan hayranlıklarını dile getirmişlerdi. Adanalı bir toprak ağasının oğlu olan Ömer ve İzmirli, Yahudi bir ailenin kızı Leyla. Bu iki genç birbirlerini seviyor, Nazım Hikmet’i de fazlasıyla destekliyorlardı. Nazım onlara bakınca eski eşi Nüzhet’i anımsıyordu, onu terk eden Nüzhet’ini…
Onlar, yeri gelmiş İbrahim’in, yeri gelmiş Yusuf’un, Musa’nın çağında var olmuşlar, “Biz çok güçlü bir heyetiz” diyip böbürlenmişlerdi. Platon’un ütopya devlet fikrinde dahi yer almışlar, platon onlara Gece Konseyi adını vermişti. Kendisini herkesten gizleyen bu konsey ilk defa Atina’da varlığını ilan etmişti… Varlığını ilan eden konsey, Atina literatürüne “Onlar Konseyi” olarak geçmiş, hatta bu konsey Atina’yı ilk propaganda ile ele geçirmişti. Arkhon kelimesini dahi ilk onlar kullanmış, onlu sistemi de onlar getirmişlerdi.
David, Romanya Bükreş’te doğmuş, Musevi bir ailenin çocuğu idi. Babası Yakup’un orduya üniforma diken bir fabrikası vardı. Ancak David’in şanssızlığı çocukluktan itibaren başlamış, annesi onu ve babasını bırakarak Fransa’ya yerleşmişti. David için hayat arkadaşı Elena idi, ileride evlenmeyi düşündüğü, dünyalar güzeli Elena…
“Kendi ölçülerimize göre tarihsel veriler ile girelim konuya. Evrenimiz, yaklaşık 50 trilyon yaşında. Kim yaptı, nasıl yaptı, niye yaptı?...” Halit Kakınç’ın yazarlığını yapmış olduğu “Yazılmamış Bir Tarih” olan kitabı açtığımızda ilk bu sözler karşılıyor bizleri. Muazzez İlmiye Çığ’ın önsöz yazdığı bu kitapta, Atatürk ve Mu kıtasından, Sodom ve Gomora’dan, Geçmişteki nükleer ve termonükler savaşlardan ve dahası birçok dikkat çeken konulardan bahsediliyor.
Afife’nin tiyatro aşkı küçüklükten başlayıp gözlerini kapayıncaya kadar sürdü. Ancak, Müslüman bir kadın oyuncu olamaz anlayışı sebebiyle hep engeller çıktı önüne. Bunun en iyi özeti Afife’nin tiyatro oyununu basan Kadıköy Polis Karakolu polis müdürünün sarf ettiği şu cümlede saklıydı. “Afife Jale’yi sahnede gördüğümde, avradımı şanoda görmüş kadar fena oluyorum.”
“Demokrasi bile onların yani Batı’nın ürettiği bir kavram değil. Bu kelimenin orijinali Arapça olabilir. Yani Latince ya da Yunanca değil. ‘Dimu-Karasi’den alınmıştır. Yani ‘daima koltukta oturmak’. Koltuğu ele geçiren bir siyasetçi ne pahasına olursa olsun koltuğu yani iktidarı başkasına vermiyor.” Kaddafi, 1986 yılı Nisan ayında, gazetecilerin ve yazarların olduğu toplantıda böyle bir açıklama yapmıştı. Günümüzü özetleyen ne güzel bir kelime Dimu-Karasi… Lakin anlayanlara…
Tarih 29 Ekim 1923’ü gösterdiğinde egemen kayıtsız şartsız milletin olduğundan dolayı devletin şekli Cumhuriyet konuldu. Ama bunu hazmedemeyenler ülke içerisinde isyanlar çıkarttı. Neyse ki çıkan yasalar ile bu durum bastırıldı. Olaylar çözülünce batılı anlamda eşitlik sağlanması için yenilikler başladı. Bunlar ilke ve inkılaplar, şapka, alfabe, kılık kıyafet, eğitim alanında Tevhid-i Tedrisat, ekonomi alanında İzmir İktisat Kongresi, mecliste çok partili program ve daha nicelerinin temelleri atıldı. Mustafa Kemal Atatürk bu durumlar ile uğraşırken kendisine hiç dikkat etmediği için hastalığı ilerledi ve yanlış teşhis yüzünden çok geç kalındı. Özel meselem dediği Hatay’ın anavatana katılışını göremeden 10 Kasım 1938 tarihinde gözlerini sonsuzluğa gömdü.
 1  ...
YABANCI YAZARLAR