TÜRK YAZARLAR

Anasayfa

Yıl, 18-24 Nisan 1935... II.Abdülhamid döneminde kadının adı bile yokken, 1935 yılında kadınların haklarının konuşulabileceği bir kongre düzenlenmiş, hem de öyle böyle bir yerde de değil II.Abdülhamid'in Yıldız Sarayı’nda. Kongrenin Türkiye'ye geliş süreci ise epey enteresan.
“Uhuvvet’i yaranmak namım teşhir etmek maksadıyla değil ihvanıma bir yadigar olmak üzere yazıyorum” Selma Rıza Hanım, yazmış olduğu Uhuvvet romanına böyle bir cümle ile başlamış, dediği gibi de Uhuvvet’i ihvanına bir yadigar olarak kalarak, günümüze kadar ulaşmıştır. Ayrıca, Fatma Aliye Hanım’ın Muhadarat’ından önce yazılan bu roman, Selma Hanım’a “İlk Kadın Romancımız” sıfatını da kazandırmıştır.
İki kardeş, biri Adil, biri Mürşit. Adil, kardeşlerden en ahlaklısı, öyle ki henüz evlenmemiş lakin cariyesi de yok. Mürşit ise tam tersi, sayısız cariyeye sahip, çapkın mı çapkın bir adam. Hayat bu iki zıt kardeşi bir noktada karşı karşıya getiriyor, Sabiha..
“Kapitalizm, ticari üretimin gelişmesinin en yüksek aşamasıdır; on binlerce büyük işletme her şeydir, milyonlarca küçük işletme hiçbir şeydir.” Lenin 1916 yılında kapitalizm için böyle demektedir. Yazarlığını Fernand Braudel’in, çevirmenliğini İsmail Yerguz’un yaptığı “Kapitalizmin Kısa Tarihi” adlı kitap bizlere kapitalizmin doğuşundan, ilerleyişinden, ülkelere etkisinden bahsetmektedir.
“Senelerce mücadeleye mecbur olsak bile Yunanlıları Anadolu’dan tard etmeye (sürmeye) kesin olarak azmettik. Türkiye Türklerindir. Savaş pahalı iştir, fakat, elimizdeki silahları bıraktığımız zaman nasıl tamamen harap olacağımızı da biliyorum. Amerika kadar demokratız.” Mustafa Kemal Atatürk, AP Ajansına bu demeci vermiş, Tercüman-ı Hakikat ve dahası yayınlar bunu yayınlamıştı.
“İnsanın vücudu bir kürsüdür. Zeka cevherinin mahfazası olan,başı,üzerinde taşımak için kurulmuş bir kürsü! Çünkü esas zekadır.” Mustafa Kemal Atatürk, 1919 Aralığında Ankara halkına yaptığı konuşmada bunları dile getirmişti. Öyle ki yalnızca bununla da kalmamış, devlet arması için çizilen kurt başı simgesi için “Bu dünyada her şey insan kafasından çıkar. Bir insan başının ifade etmeyeceği hiçbir şey düşünemiyorum!” demişti.
Osmanlı’da tüm mühim konuların konuşulduğu, devletin idare edildiği, kararların alındığı, mahkemelerin sonuçlandığı Divan-ı Hümayun, üyeleri bakımından epeyce kalabalık bir kurum olmuş, içerisinde Vezir-i Azamlar, Kubbealtı vezirleri, Nişancılar, Defterdarlar, Yeniçeri Ağaları ve dahası bulunmuştur.
 1  ...
YABANCI YAZARLAR
Sponsor